Ne kadar saf ve naif bir biçimde yetiştirildiğimizi düşündüm. Bırakın yakın tarihimizi doğru dürüst öğrenmeyi, kendi aile hikâyelerimizi bile bilmeden yetiştirilmiştik. Demek ki her sabah milyonlarca öğrencinin “Türk’üm” diyerek başlayan ve “Varlığım Türk varlığına armağan olsun” diye biten toplu anda tekrarlaması boşuna değildi. Oysa biz bu andı her zaman söylerken sesimizin yüksek çıkmasından başka bir şeye dikkat etmez, kelimelerin ne anlama geldiğini bile düşünmezdik. Okulumuzdaki Ermeni ve Rum öğrenciler de bağıra bağıra okurlardı bu andı.