“Bir öykü yazmaya benziyordu aşk. İlk günlerde zihninde evirip çevirdiğin, küçük notlar aldığın, kurgusunu en ince ayrıntısına kadar düşündüğün hikaye, bilgisayarın başına geçip tümünü yazmaya kalktığında değişiyordu.”
“Evde ne fesleğen vardı ne de nane. Sonunda dereotu koymuştuk makarnamıza. Evcilik oyununun nasıl oynanacağını, hangi yemeğe hangi otun katılacağını bilmeyen iki çocuktuk biz. Ama mutluyduk.”