Gözde

Sevgilim, yetimim benim, aylar nasıl geçiyor zaman hiç geçmezken kapılar kapalı, dünya buzlu cam uyuşmuş gözlerimin önünde hayat akıp gidiyor hiç kımıldamadan ikimizin yerine dinliyorum sevdiğin şarkıları siyah tişörtünü giyiyorum yatarken gömleklerini, kazaklarını, kokunu senin rüyalarını görüyorum ölür gibi uyurken gün boyu elimde kahve fincanı kapıyı açmıyorum telefonlara çıkmıyorum başını bekliyorum geleceği olmayan hatıraların Sevgilim, yetimim benim, nasıl da kayıtsız gülüyorsun hayata öldüğünden haberi yok fotoğraflarının.
Reklam
Aldous Huxley on approaching life with lightness, even in the face of difficulty: "It's dark because you are trying too hard. Lightly child, lightly. Learn to do everything lightly. Yes, feel lightly even though you're feeling deeply. Just lightly let things happen and lightly cope with them. I was so preposterously serious in those days, such a humorless little prig. Lightly, lightly – it's the best advice ever given me... So throw away your baggage and go forward. There are quicksands all about you, sucking at your feet, trying to suck you down into fear and self-pity and despair. That’s why you must walk so lightly."
"Bir başka ülkeye, bir başka denize giderim," dedin, "bundan daha iyi bir başka şehir bulunur elbet. Her çabam kaderin olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya; - bir ceset gibi - gömülü kalbim. Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede? Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam, kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün, boşuna bunca yılı tükettiğim bu ülkede." Yeni bir ülke bulamazsın, başka bir deniz bulamazsın. Bu şehir arkandan gelecektir. Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın. Aynı mahallede kocayacaksın; aynı evlerde kır düşecek saçlarına. Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin sonunda. Başka bir şey umma - Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol yok. Ömrünü nasıl tükettiysen burada, bu köşecikte, öyle tükettin demektir bütün yeryüzünde de. Konstantinos Kavafis
Dün gece kümese bir tilki girdi; Bütün gece aradık, tilkiyi bulamadık, Tilkiyi aradık, tilkiyi bulamadık, Koruyu aradık, tilkiyi bulamadık. Ne biçim bir tilkiymiş, şaştım gitti. Kümese girmek için, (işte işin içyüzü:) İnsan biraz bilet alır, birazcık para verir; Demir tavında dövülür, ağaç yaşken eğilir, Çocuk cetvelle dövülür, tilki yaşken eğilir; Gün olur, kuşlar gelir, kuşlar karla örtülür. Gün olur, tilki yürür, tilki dereden atlar, Gözleri ağaçlarda, gözleri elmalarda, Tilki horozu sever, dere tilkiyi sever, Dalgın atlayışında alır cebine koyar; Fısıltıyla yayılır benim gizli ikindim. Ben tenhalık diye serçeleri bilirim. Ülkü Tamer - Ağaçlar Geçtim Ordan
‘bir yamaçtan kayarken vardığın yer su kaydığın yer su çıktığın yer su’ Bir kez daha, hiç olmadı / A. Gülfem Özer