Son araştırmalar, gılgamış destanı'nın asıl metninin sümerlilerce yazıldığını, konuların tevrattaki yaradılış bölümü ile büyük benzerlikler gösterdiğini ortaya koymuştur.
Tanrı insanı yaratmış ve eyleminden memnun kalmıştı. Ama herhalde bir süre sonra pişmanlık duymuş olmalı ki, yarattığı insanları yok etmeye karar verdi. Çağımızın aydını bu çelişkiyle birlikte bir şefkatli babanın nasıl olup da sayısız oğlunu ölüme yollarken, Lut ailesi gibilerini kayırdığı konusunda kuşkuya düşmelidir.
Sodom'a gerçekten ne olmuştu? Her şeye kadir olan Tanrı bir tarifeye, bir zaman ölçüsüne mi bağlıydı? Değilse meleklerinin acelesi neydi? yoksa şehir saate bağlı bir güç kaynağı ile mi yok edilecekti? geri sayma işlemi mi başlamıştı öyleyse patlama anı yaklaştıkça Melekler de can kaygusuna düşüyorlardı. Lut ailesini güvenlik altına almak için daha kolay bir yöntem yok muydu? neden her şeye rağmen dağlara kaçılmasında ısrar ediyorlardı ve neden hiç durmadan asla arkalarına bakmamaları emrediliyordu?
Ve Tanrı, kendi benzerliğimiz ve görüntümüzde insanı yaratalım, dedi.
Tek ve eşsiz Tanrı neden çoğul olarak konuşuyor? Neden ben değil biz, benim değil bizim diyor? Tanrının kendi yaptığı işlerden söz ederken tekil şahısla konuşması gerekmez mi?