İnsan çoğu zaman yorgunluğunu hayattan zanneder.
Oysa yorulan hayat değil, emanetini unutmuş kalptir.
Kur’an insanı emanet yüklenen varlık olarak tanımlar. Dağların, göklerin bile çekindiği bir yük
Ama bu emanet sandığımız gibi ağır sorumluluklar listesi değil kendin olabilme cesaretidir.
Yani hakikatten kaçmadan yaşama borcu. İnsan bu emaneti unuttuğunda her şey ağırlaşır. Sevmek zahmet olur, sabretmek yük, susmak acı çünkü kalp, asıl sahibine dönmeyince her şeyi sırtında taşımaya başlar.
İbadet bu yüzden sadece bir görev değil; hafiflemektir. Secde bir yere kapanmak değil, yük bırakmaktır.Dua istemek değildir; hatırlamaktır. Ve tövbe, geçmişten utanmak değil, geleceği temizlemektir. En büyük gaflet günah işlemek değil; günahın seni tanımladığını sanmaktır.Allah insandan mükemmellik istemez, dönüş ister. Çünkü dönüş, insanın en fıtri hareketidir.Belki de huzur aradığımız yerde değil; unutup gittiğimiz yerde bizi bekliyordur.