Otantiklik baskısı,Ben'i, kendini yaratmaya zorlar. Otantiklik nihayetinde benliğin neoliberal üretim biçimidir. Herkesi kendi üreticisine dönüştürür.Kendinin girişimcisi olarak Ben, kendini üretir, performe eder ve kendini bir meta olarak
sunar. Otantiklik bir satış argümanıdır.
Yalnızca kendi olmak peşinde koşan otantiklik çabası, kendini sürekli ötekilerle kyaslamaya yol açar. Kıyaslama
[Ver-Gleichen] mantığı, başkalığı aynılığa dönüştürür.
Bugün kendimizi sınırsız bir iletişime teslim ediyoruz. Dijital hiper-iletişimle neredeyse sersemlemiş durumdayız. Ancak iletişimin gürültüsü yalnızlığımızı azaltmaz. Hatta bir dil kafesi olarak bizi daha fazla yalnızlaştırır belki. Dil-kafesinin parmaklıklarıının ötesinde en azından bir sen vardir. Hâla uzaklığın yakınlığını korur. Buna karșın hiper-iletişim hem bu seni hem de yakınlığı yok eder. İlişkilerin yerini bağlantılar alır. Mesafesizlik, yakınlığın yerini alır. "İki ağız dolusu suskunluk'", hiper-iletişime nazaran daha fazla yakınlık, daha
fazla dil içerebilir. Suskunluk bir dildir, iletişimin gürültüsi ise bir dil değildir.
Dijital araçlarla herkesin birbirine bağlanması ve iletișime geçmesi başkalarıyla yüz yüze karşılaşmayı kolaylaştırmaz.Aksine, yabancıları ve başkaları geçip, onun yerine aynı ve
benzer düşünen insanları bulmaya hizmet eder ve deneyin ufkumuzun daha da daralmasına sebep olur. Bizi sonsuz bir Ben-döngüsüne sokar ve sonunda "kendi fikirlerimizi bize aşılayan bir oto-propagandaya" yol açar.