Siyah elbisesi karanlığı içinde taşır ve ruhu, ışığı bir köşeye kıstırır. Elleri belinde, hançeri siyah korsesinde. Kont, köşkü dolanır kavurur ve talihsiz kurbanı yolları unutur. Siyah saçları kuzgun tüylerini doğurur, rüzgâr vurduğunda koyu gözleri yumulur. Beyaz teni geceye mahkum; ay, ışığını mahrum bırakır ve ne zaman gün doğmaz ki efsaneler dilden dile yol alır. Kuru topraklar yüzyıllardır taze kanı taşır, ne zaman ki ölürler, solgun onları da alır. Kuzgunlar toplanır, kargalar bağırır, kan akar ve çiçekler kırmızıya boyanır. Ne zaman ki Kont'un huzuruna çıkılır, işte o zaman ruh, gerçek karanlığı tanır...