Büyümenin getirdiği o garip gri duygulardan biri daha sanırım ‘normalleşmek’. Eskiden hayalleri için çırpınan ve sürekli bir şeyler yapan o küçük kızın yanında şimdi sadece yatağında telefona bakabildiğini bilmek. Biliyorum ben de istemiyorum bunu. İçimden hayat taşarken ve akarken asfalttan yollara pembe çiçekler gibi, ben de istemiyorum zihnim bir telefon parçasından ibaret olsun. Ama susturmanın tek yolu bu. En azından benim bildiğim tek yolu bu. Aklımda sürekli dolanan nereden geldiklerini bile bilmediğim yüzlerce hatta binlerce kontrolsüz düşünceyi susturmanın tek yolu bu : onları (belki beynimi) teknolojiyle, başkalarının hikayeleri veya düşünceleri ile uyuşturmak. Okumak istediğim onlarca kitap varken burada durup sadece telefonda video kaydırmamın sebebi de bu aslında yoksa çok da meraklısı değilim içinde hiçbir ruh bulunmayan insanları izlemenin. 15 yaşındayım ve bir şeyleri kontrol etme duygumdan vazgeçemiyorum bir şeyler aksın gitsin istemiyorum korkuyorum işte. Sözlerim yaralı ve keskin olabiliyor biliyorum ama ben henüz büyümeyi bekleyen büyümek istemeyen ama büyümek üzere olan bir çocuğum. Tüm bu zamanın, korkularınızın, öfkelerinizin içinde sıkıştım. Boğuluyorum.