Ah insan kısmı böyledir. Bilhassa genç kısmı böyledir. İnsan, başkalarının tecrübelerine güvenmez; güvenmek için ise deneneni bizzat denemek ister ve halbuki bu denemenin sonucu olarak da hüsrandan başka bir şey elde edilemez.
Ömrümüz o kadar azdır ki bu dünyada ihtiyaçlar yüzünden muhtaç olduğumuz deneyleri bizzat yaşayıp onlardan edilecek istifadeye yetmeyebilir. Başkalarının deneyimlerine önem verirsek belki o zaman rahatça, serbestçe, namusluca yaşamayı başarırız.
İnsan kırk yıl hasret içinde kalsa aşktan beklenen lezzet kırk yıl devam eder. Adam kırk yıl genç, şuh bir halde kalır. Eğer hasretini çektiği kişiyle kırk yıl kavuşmak için devam edecek olsa hissedeceği kavuşma insanı soğutur, perişan eder.
Aşkın bir de böyle kavuşma içinde hicran köşesi vardır ki bunun erbabı biraz nadirce bulunur ise de o nadir erbab bunun zevkini pek nadir zevklerde bulur.
..bir üç beş dakika ölüme kendini alıştırmakla uğraştığı halde, herkes için bir dereceye kadar mevcut olduğu ve düşünüldüğü takdirde neticesi, tabiattaki hayata karşı olan gizli ilginin diğer bir şekilde görünmesinden ibaret olan ölüm korkusundan kendini alamamıştı.