Merve Sallı Bıyıkcı

Sevginin korku imparatorluğunda ölümcül bir yara almadan yaşayabilen çok insan var mıdır, bilmiyorum. Etrafına bak, evlerin pencerelerinden içeri bak, insanların gözlerinin içine bak, yakınmalarını dinle; her yerde aynı ümitsiz gerginliği bulacaksın. Hiç kimse çevresinin sevgi taleplerini kaldıramıyor. En fazla bir süre; bir süre taviz veriyor ama sonra yorgun düşüyorsun. O zaman da gelsin mide yanması. Ülser. Şeker hastalığı. Kalp sorunları. Ölüm.
Reklam
İnsanların içine doğdukları uyuşuk, derin düzeni eşelemek iyi değildir. Bazen bir kaza, beklenmedik bir yön değişikliği, alışılmadık bir ilişki yaşanır ve insan uyanıp etrafına bakar. Sonra da bir daha yolunu bulamaz. Ne istediğini, ihtiyaçlarını nasıl zapt edeceğini ve gerçekten özlemini çektiği şeyin ne olduğunu bilemez. Eşelenmiş hayal gücünün ufuk çizgisini bir daha belirleyemez ve tepeden bir gözle bakamaz. Birdenbire hiçbir şey iyi gelmemeye başlar
Belki bir gün bu kadar ölçüp biçerek yaşamamaya karar verselerdi, huzura kavuşurlardı. Fakat bunun için gereken yüreklilik onlarda yoktur. Belli ki zaman planı yapmadan ve mecburiyetlere aldırmadan, keyfince günü yaşamak cesaret istiyor. Sadece her anı, her dakikayı yaşamak ve hiçbir şey beklememek.
Biliyorsun asıl devrim daha önce gerçekleşiyor; sessizce, insanların içinde.
..Burjuva, bu tür ayrımlara aristokratan daha duyarlıdır. Burjuva, ömrünün sonuna dek kendini onaylamak zorundadır. Aristokratsa daha dünyaya gelirken onaylanmıştır. Burjuva devamlı kendine bir şey katmaya ya da olanı korumaya mecburdur.
Reklam