kent aslında insanın aklına gelebilecek en büyük sanat ve düşünce düşmanı, aptal insanlar ve soğuk duvarlarla dolu bir taşra kasabasıdır, zamanla orada her şey kalın kafalılığa dönüşür, istisnasız her şey
İnsan, yalnız maddeten değil manen, fikren de ruhunu mazi ile istikbal arasında çırpındırarak gezintiler yapmak için geniş sahalar ister.. Fikren kah geriye döner kah ileriye uçar. Halin nefes alıp verme saniyesi içine hapsolmak hayat değil ölümdür. bu maphusluğu düşününce boğuluyorum
İnsanların mayasında vardır bu gariplik; övmeye üşenir, yemekten haz duyarlar. Adam çekiştirmek o kadar tatlı bir şeydir ki... Hele bizimki gibi sosyal eğlencelerin kıt olduğu bir memlekette bu, en zevkli meşgalenin yerini tutar.