Birileri duygularını belli etmek isterse; çok duygusal,
çok romantik, çok itici olarak nitelendiriliyor. Duygularını
içinde yaşayıp belli etmiyorsa, odun oluyor. Birileri çok utan-
gaçsa, sıkıcı. Birileri çok dışadönükse, şımarık. Birileri herke-
sin ortasında ağlarsa, güçsüz ama eve gidip tek başına ağlarsa,
güçlü. Birileri çok konuşursa, geveze. Hiç konuşmazsa, asosyal.
Birileri diğerlerinin fikrine katılırsa, mantıklı; katılmazsa, boş
ve kafasız. Birileri diğerlerinin dinlediği müziği dinlemeyince,
zevksiz. Birileri diğerlerinin aldığı şeyleri alırsa, uyumlu; ala-
mazsa, fakir. “Konuşmak” ne kadar kolay değil mi? Konuşup
durmak, yargılamak basit ama kimse sizin düşündüğünüzü ya-
şamak zorunda değil. Kimsenin iç dünyasında neler yaşadığım
bilemezsiniz. H erkesi olduğu gibi kabullenin. Kimse mükem-
mel değil. Kimse m ükem m el olm ak zorunda değil.
O hayalini kurduğun mutluluk nasılsa bir gün gerçekleşecek ve kendini o hayali yaşarken bulacaksın.
Hem sen yaşaya yaşaya öğrenmedin mi?
Üzüle üzüle üstesinden gelmedin mi çoğu şeyin?
Savaşa savaşa güçlü olmadın mı?
Canın yana yana geçmedi mi çoğu şey?
Bilerek hata yapmaktır. Konuşmamaktır aşk; susmaktır.
Aşk böyle bir şeydir işte. Kendini kandırmak, kendine bile
yalan söylemektir; söylemek istemesen de yalan söylemek zorunda kalmaktır.