"Zalimlerin zulümlerini görmemek için Allah gözlerimi aldı. Keşke gözümün gittiği gibi kulaklarım da gitseydi de onlara dair bu haberleri ne işitseydim ne de bilseydim!"
"...O büyük insan, tarlada bahçede çok çalıştığı için elleri nasırlaşmıştır. Bir gün Efendimiz'in (sas) huzuruna geldiğinde, Efendimiz (sas) ellerini uzatmış ama Muaz ellerini O'na doğru uzatmakta biraz tereddüt etmiştir. Efendimiz (sas) bu tereddütünün sebebini sorunca; "Ya Resûlullah! Tarla bahçe işlerinde çalışmaktan ellerim nasır tuttu. Sizin ellerinizi incitmek istemediğimden ellerimi size uzatmadım!" demişti. Efendimiz (sas): "Uzat ey Muaz uzat o ellerini!" demiş, sonra o ellerin nasır bağlayan avuç içlerini öpmüş ve demişti ki: "Bu el Allah ve Resûlü'nün sevdiği eldir. Bu ele cehennem azabı dokunmayacaktır!"
Bir seferinde köylünün biri, pazara bal getirmişti. Balın görüntüsü çok güzel, kokusu da çok hoştu. Kesemi yokladım, balı alacak param da yoktu. Hemen kafamda şimşekler çaktı. Bu balı, Allah resulüne kendi parasıyla hediye etmeyi düşündüm. Hem bir latife yapmış olacaktım hem de Allah resulü baldan yemiş olacaktı.Satıcının yanına gittim, balın pazarlığını yaptım. Ve baldan bir miktarını satın alacağımı ancak parasını daha sonra ödeyeceğimi söyledim. Balı, alıp Allah resulüne götürdüm. Bir müddet sonra mal sahibi benden parasını istediğinde kendi kendime; verecek param olsaydı zaten malı alırken verecektim, dedim. Ama yoktu işte. O sıralar elim epeyce dardaydı.Adama beni takip etmesini söyledim. Mescide gittiğimizde
- "Ey Allah'ın Resulü, şu adamcağızın balının bedelini versene!" dedim.
Allah resulü, bir yandan gülüyor diğer yandan
- "Ey Nuayman, sen onu bize hediye etmemiş miydin?" dedi.
"Ey Allah'ın Resulü, balı alırken yanımda param yoktu. Vallahi senin o baldan yemeni istiyordum, onun için ödünç alıp getirdim." dedim.Tabi etraftakilerin gülüşleri arasında Allah resulü, balın parasını ödeyip satıcıyı hoşnut ederek gönderdi.