Kanında kimlerin izi olduğu değil, kalbinin kimlerle beraber attığı önemlidir.Bazen aynı evde yaşadığın ailenden çok uzak hissederken,hiç tanımadığın bir insan kendini daha yakın hissedebilirsin.Bu kötü bir şey değil, Victoria."
İslam ve Türklük, Uygurlarda artık birbirinden ayrılması imkansız bir hamuleye dönüşmüştür. Uygurların kimliğinden İslam eksildiğinde, milli bünyelerinin çok önemli ve hayati bir parçası da kaybolup gidecektir. Çin, zaten tam olarak bu amaçla, Uygurlarla İslam'ın arasını açmaya çalışmaktadır.
Otelimizin tam karşısında, Uygur çocukların eğitim gördüğü bir Çin ilkokulu vardı. Kum fırtınasına rağmen eğitim öğretimin devam ettiği okulda, çocukların bahçede uygun adım yürütüldüğünü, tam bir askeri disiplin için-de spor yaptıklarını veya birer maratoncu gibi koşturulduğunu görüyordum. Çin devlet aygıtı, insanı bir makine veya robot gibi algılıyordu. Bir de üstüne "Uygur" kimliği eklenince, muhataplarına karşı hiçbir insaf ve merhamet ölçüsü de taşımıyordu.
Kaşgar'ı göğsünü gere gere dünyaya pazarlayan ve "dans eden mutlu uygurlar" imajının altını doldurmaya çabalayan Çin yönetimi, Artuş gibi tamamen kuşatma altında tuttuğu ve fiziksel yıkımı sürdürdüğü yerlerde yabancı turistleri istemiyordu.