Muammer pamukcu

Muammer pamukcu
@Muammerpmkc
ERKEKLERİN KADINLARDAN RİCASIDIR. *8 hafta süren bas ağrıları baş ağrısı olamaz,bir doktora gidin. *Alışveriş yapmak zevkli değildir ve asla da olmayacaktır. *'Beni seviyor musun?' diye sormayın. Emin olun ki sevmesek yanınızda bir saniye bile durmayız... *Bizden sizinle aynı üzüntüyü çekmemizi beklemeyin, o sizin kız arkadaşlarınızın işidir. *Bir yere gittiğimizde, hangi kıyafeti giyerseniz giyin, size çok yakışıyor, yemin ederiz. O yüzden bir daha sormayın. *Biz erkekler basitizdir. Mesela sizden ekmeği getirmenizi istiyorsak,aslında ekmeği getirmenizi istiyoruzdur. Bundan 'ekmek Masada değil' diye bir iğneleme yaptığımız sonucunu çıkarmayın... *Eğer 2 değişik şekilde anlayabileceğiniz birşey söylemişsek ve bunlardan biri kötü ve sizi üzecekse, kesinlikle öbür anlamında söylemişizdir, boşuna bizi sıkıntıya sokmayın... *Eğer birşey istiyorsanız sormanız yeterli. Birşeyi açıklığa kavuşturalım. Biz erkekler öyle far klı anlamlar taşıyan dolaylı soruları anlamayız. Ne istiyorsanız doğrudan söyleyin... *Eğer şişmanladığınızı düşünüyorsanız büyük ihtimalle şişmanlamışsınızdır zaten. Bize sormayın, cevap vermeyi reddediyoruzdur. *En karmaşıik durumda bile bizim için temel kural şudur: 'En kolayını seç'. Bizden komplike şeyler beklemeyin. *Erkekler en fazla 16 renk görürler. Mesela, şampanya bir renk değil, bir içkidir. *Erkeklerin çoğunun en fazla 3 çift ayakkabısı vardır. *Biz basitizdir. O yüzden 30 çift ayakkabınızdan hangisinin kıyafetinize uyacağını sormayın, bilmiyoruzdur. Sormayınız. *Cuma + Cumartesi + Pazar = Bol yemek ve mutfak gerçekliğinin icrasıdır... Bizi anlamaya çalışın lütfen, fazla abartmayın ama... *Evi temizleyip yorulduktan sonra, yüzünüze bakılmayacak haldeyseniz, yaptığınız temizliğin bizim için bir anlamı yoktur, takdir beklemeyin.Temiz bir evden
Reklam
"İzzetini koruyarak uzak kalman; Değerini yitirerek her yerde bulunmandan daha hayırlıdır...”
Dünyanın en çok satan yazarlarından biri olmadan önce, üç kez psikiyatri hastanesine yatırıldı. En ünlü kitabı 150 milyondan fazla sattı ve 80’den fazla dile çevrildi. Bir masaya bağlandı ve elektrik şoklarına maruz bırakıldı. O sadece, avukat olmak yerine yazar olmak isteyen bir ergendi. Tek “suçu” buydu. Panikleyen ailesi, onun yaratıcı zihnini bir ruhsal hastalık belirtisi sandı ve onu üç kez psikiyatri kurumuna yatırdı. Ama onlarca yıl sonra, aynı adam boş bir sayfanın karşısına oturdu ve yalnızca on dört günde dünyayı değiştirecek bir kitap yazdı. Adı Paulo Coelho’ydu. Ve onun hikâyesi, bizi en sert şekilde eleştiren insanların geleceğimiz konusunda ne kadar yanılabileceğini gösteriyor. 1988 yılında Paulo, bütün ruhunu basit bir fablın içine koydu. Bu hikâye, hayalinin peşinden çölde yolculuk eden genç bir çobanı anlatıyordu. Kitabına “Simyacı” adını verdi. Bu kitapta özel bir şey olduğunu biliyordu. Ama yayın dünyası ona hiç önem vermedi. Kitabı ilk yayımlayan yayınevi, onun raflarda tozlanmasını izledi. Satışlar o kadar düşüktü ki yayınevi kitabı resmen bıraktı ve yayın haklarını ona geri verdi. Ona eserinin tam bir başarısızlık olduğu söylendi. Birçok insan o noktada pes ederdi. Ne de olsa “uzmanlar” konuşmuştu. Ama Paulo gerçek elektroşok seanslarından sağ çıkmıştı. Basit bir ret mektubu onu vazgeçirecek değildi. Kitabının ana mesajına derinden inanıyordu: Bir şeyi gerçekten istediğinizde, bütün evren onu elde etmeniz için iş birliği yapar. Vazgeçmeyi reddetti. Paulo, ona bir şans vermeye hazır ikinci bir yayınevi buldu. Ve sonra harika bir şey oldu. Başarı, pahalı bir reklam kampanyası sayesinde gelmedi. Kitap yavaş yavaş büyüdü. Neredeyse sessizce. Bir kişi kitabı okudu, kalbinin değiştiğini hissetti ve bir arkadaşına önerdi. O arkadaş bir başkasına
Yanlış İnsanla Asla Doğru Yolda Yürüyemezsin. Birgün Ya Elini Ya Umutlarını Yada Hayallerini Mutlaka Yarı Yolda Bırakır.⬅️⬅️⬅️⬅️⬅️
Aaa ne güzel açmışsın dediler Sonra kopardılar işte...
Reklam