…’ Onun yaşadığı gibi yaşamak nasıl bir şeydi? Ev yok, sorumluluk yok; ödenecek maaş, yetiştirilecek çocuk yok; plan yok, proje yok, rol yok, toplumda bir yerin yok. Böyle bir özgürlüğün cezbedici bir yönü vardı.’
…’ Ama üzerinde düşününce rasyonel düşünen biri olmasına rağmen zihninin içinde doğaüstü korkular bulunduğunu fark etti. O kadar da derinde değillerdi üstelik: Yüzeyden yalnızca saniyeler uzaklığında “göreve çağrılmayı” bekliyorlardı. Keşke bir bademcik forsepsi yardımıyla bu korkuları kökleriyle birlikte söküp atabilseydi!’