Gelin bir hikaye anlatayım size
Bir gün bir çiftçi ormanda yürürken karşısına aç bir kaplan çıkar. Korkuyla kaçmaya başlar. Kaplan peşindedir.
Adam koşarken bir uçurumun kenarına gelir. Kaçacak yer yoktur. Çaresizce kendini aşağı bırakır ve bir köke (ya da sarmaşığa) tutunarak uçurumun ortasında asılı kalır.
Yukarı baktığında kaplan hâlâ onu beklemektedir.
Aşağı baktığında ise uçurumun dibinde başka bir kaplanın dolaştığını görür.
Tam o sırada siyah ve beyaz iki küçük fare kökü kemirmeye başlar. Dal kopmak üzeredir.
Adam ölümün kaçınılmaz olduğunu fark eder.
Ama o anda gözüne, hemen yanında duran kıpkırmızı bir çilek ilişir.
Elini uzatır, çileği koparır…
Ve yer.
“Ne kadar da tatlı!” der.
Hikâyenin anlamı
Bu hikâye genelde şunu anlatır:
İnsan hayatında geçmiş (yukarıdaki kaplan), gelecek (aşağıdaki kaplan) ve zamanın akışı gece ve gündüz (fareler) arasında sıkışmış olsa bile, şu anın güzelliğini fark edebilir yada üzücü olduğunu...