nur

nur

, bir kitap okudu
Puan vermedi·112 syf.·
Beğendi
·
2020 2. kitabı
Akif İnan
8.9/10 · 1.376 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Nurullah Genç kalbini satırlara 'Beni anlamayışına' diye dökmüş. Bir şiirin başlığından her şey açık ve acı ancak böyle olabilirdi belki de. Herkesin hikayesini bir şiirin başlığına sıkıştırdığı hayatlar/hayatlarımız. Kısa ve dokunaklı "Beni anlamayışına..."
"Yüreğimin her bir zerresine kadar kırıldığım hadiselerde bile önemli değil demekten yüreğimde ki baharın kendini güze bıraktığını hissediyorum. Yaşlandırıyorsun, içimdeki yeni açmış çiçeklere tufan vurup gidiyorsun. Güz gelmiş ruhumdan geçiyor. Haberin var mıydı?🌿"
Sesiyle silsileleri dağıtan münadi
"Kainatın güneşi battığında, ne yapacağını bilemiyor Bilal. Fakat ezanın öyle bir yeri var ki, duyulur duyulmaz Mescid-i Nebevi'yi hıçkırıklara dolduruyor. Bilal ezanı bitirdiğinde, bir daha ezan okumayacağına dair söz veriyor kendine. Bir daha bu şehre gelmeyeceğine. O'nsuz bir Medine'de yaşamak istemiyor. (Hz. Bilal daha sonra cihada gitmiştir,Kudüs'ün fethinde He. Ömer'in yanındadır.) Fakat rüyasında Hz. Peygamber(sav), "Beni ziyaret etmeyecek misin?" diye sorunca yıllardır uazak kaldığı Medine'de alıyor soluğu. İşte orada Ehl-i Beyt'in göz bebekleri Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'e karşılaşıyor. Onları kırmak mümkün mü! Mescid-i Nebevi'de Hz. Peygamber(sav)in ölümünden beri ilk defa ezan okuyor. Şehadetleri duyan Medineliler heyecanla yerlerinden fırlıyor, Rasulullah'ın mübarek kabrinden kalkıp yeniden aralarına katıldığını düşünerek dolduruyorlar mescdi. Ve hiç ağlamadıkları kadar ağlıyorlar o gün. Ne çok özlediler O'nu! Ölüm döşeği ne tatlı bu yüzden! Ölmeden önce eşine, "Ne kadar hoş!Yarın sevgililerle, Muhammed ve arkadaşlarıyla buluşacağım!" diyor Bilal. Zira öyle bir söz duydu ki O'ndan, yıllardır toprağı hayal ediyor: "Bu gece cennette, önümde senin pabuçlarının tıkırtısını duydum!" *Peygamberin Aynaları/A. Ali Ural
Sayfa 180 - Şule Yayınları
Din
Camide bir teyze ile karşılaştım uzun uzun namaz kıldı dua etti belki de çaresizliğine ağladı. Elinde bayat ekmeklerden bir çuval yanında ilaç torbası. Dedi ki:Bu dünya zalimlerin.Haklısın dedim. Yaşım 40 ama 50 gibi hissediyorum. Yalnız başıma kaldım elin yardım ettiği bir yere kadar oluyor. Evlendirmek istediler beni çocuğumu da kabul etti ama ben evlenmek istemiyorum eşimden sonra hasta olurum, ölürüm ama evlenmem bu hastalık illeti bana bulaştı zaten dedi. Dertlendi çok defa bir kaç cümleyi bir araya getiremedi. Buraya geliyorum Allah'tan yardım istiyorum dünya kısa ahirete bırakıyorum dedi. Çok şey görmüş hayatı tepetaklak olmuş bir hanımefendiydi.Şöyle bir söz vardı mücahitlerin bile müteahhit olduğu çağ tamda işte herkesin bir yolunu bulup zengin olduğu zamanda çaresizliğine üzüldüm.Tevekkülde olup bu kadar yaşama inancını yitirmiş olmayı bir çift gözde böylesine görmek ağırdı. Sesimizi titreten şu cümleydi dünya zalimlerin, dünya gerçekten zalimlerin. Çünkü dünya zalimlerin cenneti. Hep aklıma zamanın kötülüğüne karşı Hz. Hüseyin'in sözü geliyor:Şehit olmak istiyorum! Zalimlerle bir arada yaşamak da zulüm değil mi?..