“Sokağımızda her türlü hava görülürdü. Bilye havası. Topaç havası. Sinema yıldızı kartı biriktirme havası. En güzeli de uçurtma havasıydı. Gökyüzünün her yanı rengarenk uçurtmalarla dolardı. Her şekilden güzeller güzeli uçurtmalar. Havada savaşlar kopardı. Toslamalar, dalaşmalar, düğümlenmeler ve kesikler...”
"Misinası jiletle kesilen uçurtma boşlukta daireler çizer, kendi ipine dolanıp yere çakılırdı; bütün bunlar görmeye değer şeylerdi. Dünya bir tek sokaktaki çocuklara ait olurdu adeta. Bangu Mahallesi'nin bütün sokakları. Derken elektrik tellerine uçurtma cesetleri birikir, elektrik şirketinin kamyonu koşar adım yetiştirdi. Görevliler tellere çıkıp ölü uçurtmaları öfkeyle ayıklarlardı. Rüzgâr... Rüzgâr..."
"Gözyaşları öğretmenimin yanaklarından süzülmeye başlamıştı.
-Sizi ağlatmak istemezdim. Söz veriyorum, bir daha çiçek çalmayacağım ve daha da çalışkan bir öğrenci olacağım.
+Ondan değil Zezé. Gel bakayım.
Ellerimi elleri arasına aldı.
+Bana bir söz vereceksin, çünkü yumuşacık bir yüreğin var Zezé.
-Söz veririm ama sizi kandırmak istemem. Benim yüreğim yumuşacık değil. Evde yaptıklarımı bilmediğiniz için böyle diyorsunuz.
+Önemi yok, benim gözümde öylesin. Artık bana çiçek getirmeni istemiyorum.
-Peki ya bardak? Hep boş mu kalacak?
+Bu bardak asla boş kalmayacak. Ona her baktığımda dünyanın en güzel çiçeğini göreceğim ve bana bu çiçeği en iyi öğrencimin verdiğini hatırlayacağım."
"Corujinha'yı tanır mısınız?"
"Kim bu Corujinha?"
"Benim boyumdaki küçük Zenci kız. Annesi saçını bir lastikle arkada toplayıp atkuyruğu gibi sallandırır."
"Anladım. Dorotília mı?"
"Evet efendim. Dorotília benden de yoksul. Zenci ve çok yoksul olduğu için öbür çocuklar onunla oynamayı sevmiyorlar. O da hep bir köşede oturuyor. Bana aldığınız böreği onunla paylaşıyorum."
Bu kez, mendili uzun süre burnunda tuttu.
"Ara sıra, parayı bana verecek yerde ona verebilirsiniz. Annesi çamaşırcı ve on bir çocuğu var, hepsi de küçük. Anneannem Dindinha, biraz yardım olsun diye ona her cumartesi günü kara fasulye ve pirinç verir. Annem de, sahip olduğum en az şeyi bile benden yoksul olanlarla bölüşmeyi bana öğrettinden, böreğimi onunla paylaşıyorum.
''Arada sırada bana seyyar satıcıdan kremalı çörek almam için para vermiyor musunuz?''
''Her gün vermek isterdim. Ama hemen ortadan kayboluyorsun..''
''Her gün kabul edemem...''
''Neden?''
''Sınıfta beslenme saati için yiyecek getirmeyen başka fakir çocuklar da olduğundan.''