Bir süre sonra onlardan biri gibi selamlaşmaya başlıyorum. Onlardan biri değil miydim? İki kere selam vermeyi unutan biri için hayırdır, ne acelesi var, yapmazdı böyle, bir derdi olabilir mi, diye konuşuldu önce ve camiye gelmesi beklendi. Muhakkak camiye gelir mi herkes? Gelmese bile cami, mahallenin merkezinde, buradan geçecektir. Akşamları burada köyün yoklaması yapılıyordu.
Sonra hemen sana bakar yüzündeki ifadeyi anlamaya çalışırdım. Böyle yaparım genelde. Kimim neye güldüğünü yazarım akşıma. Komik olduğu için gülenler, aptalca bulduğundan gülenler, ihtiyacı olduğu için gülenler, anlamadığı belli olmasın diye gülenler, komik olmadığı halde sevgisinden gülenler.
Aradığımda bekletmeden açtı. Bu iyiye işaret mi? Merak edilmek istenen kızlar birkaç kere arandıktan sonra bakar telefonlara. En azından uzun uzun çalmasını isterler. Ne yaptığını, nasıl olduğunu sordum. İyiymiş, ne olsunmuş. Söyledikleri gürültüden anlaşılmıyordu. Neredesin? Şehir dışındaymış. Şehir dışında mıymış? Evet, ne varmış. Ne mi varmış? Haber verseydin iyi olurdu. Sesim memnuniyetsizliğimi anlaması için olabildiğince soğuktu. İyi de biz geçen akşam seninle kokoreç yemedik mi? Yedik. Kokoreç yediysek bu bir hukukumuzun olduğunu gösterir. Kokoreç yemek için samimiyet belirten bir hukuka mı ihtiyaç varmış?
Var tabii. Bazı şeyleri herkesle yapmazsın. Az tanıdığın kişiye derdini anlatmazsın. Mesafeli olduklarını doğum gününe çağırmazsın. Her yerde su içebilirsin ancak herkesle kokoreç yiyemezsin.