MüleykeY

MüleykeY
@Muleykeee
Bishkek
15 Kasım
67 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
İnsan önemli soruları sonunda daima bütün hayatıyla cevaplar. O esnada ne söylediğinin, hangi sözler ve prensiplerle kendini savunduğunun bir önemi var mı? Sonunda, en sonunda insan dünyanın ona öylesine inatla sorduğu soruları hayatının gerçekleriyle cevaplar. Sorular şöyledir: Sen kimsin? Gerçekten ne istiyordun? Gerçekten ne yapabiliyordun? Nerede sadıktın, nerede sadakatsiz? Nerede cesurdun, nerede korkak? Sorular bu şekildedir. Ve insan elinden geldiğince cevaplar, doğru ya da yalan söyleyerek ama bu o kadar önemli değil. Önemli olan, sonunda bütün hayatıyla cevap vermesidir.
Sayfa 65·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsanlar arasında oluştuğuna şahit olduğum bütün duygudaşlıklar sonunda kibir ve egoizm bataklığında boğuldu. Yoldaşlık ve arkadaşlık zaman zaman dostluk gibi görünür. Ortak ilgi alanları insanlar arasında dostluğa benzer durumlar yaratabilir. Ayrıca insanlar yalnızlıktan kaçmak için de kendilerini onlara bir süre dostluğun çeşitlemeleri gibi görünen ama sonradan pişman oldukları samimiyetlere kaptırabilirler. Tabii ki gerçek bunların hiçbiri değildir. Dostluk daha ziyade -babam böyle bakardı- bir görev olarak tasavvur edilir. Tıpkı âşık gibi dost da duyguları için mükafat beklemez. Karşı görev talep etmez, dost olarak seçtiği insanı görür ama bir yanılsamanın ışığında değil, onun hatalarını görür ve onu kabul eder; bütün sonuçlarıyla birlikte. İdea budur, Böyle bir idea olmasaydı yaşamaya, insan olmaya değer miydi? Peki bir dost, doğru dürüst bir dost olmadığı için hata yaptığında, onun karakterinden, zayıf yanlarından şikâyet etmeye hakkımız var mı? İnsanın karşısındakini erdemleri, sadakati, istikrarı için sevdiği bir dostluğun ne değeri var? Sadakati hesaba katan sevgi türlerinin ne değeri var? Tıpkı kendini feda eden sadık dost gibi sadakatsiz dostu da kabul etmek vazifemiz sayılmaz mı? Her insan ilişkisinin gerçek özü ötekinden hiçbir şey, hiç ama hiçbir şey talep etmeyen ve beklemeyen bu özveri değil mi? Ve kendisi daha fazla verdikçe daha da az bekleyen? Peki ya ötekine gençlik yıllarının güvenini, ardından bütün bir yetişkinlik döneminin fedakârlığını ve en sonunda bir insanın diğerine verebileceği en yüksek şeyi, kayıtsız şartsız, tutkulu, kör bir güveni gösterip sonra da ötekinin sadakatsiz ve alçak olduğunu görürse, isyan edip intikam isteyebilir mi? Ve isyan edip intikam çığlıkları atarsa bu aldatılmış, terk edilmiş kişi gerçek bir dost sayılır mı?
Sayfa 59·Kitabı okudu
İnsanın şaşmaz bir hayat düzeni kurarak boş yere mücadele ettiği can sıkıntısı. Sonra ani patlamalar.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Okumak istersin ama bir şekilde kitabın içine de yağmur yağar..
Sayfa 53·Kitabı okudu
“..Benim vatanım bir duyguydu. Bu duygu yara aldı. İşte o zaman çekip gitmek gerekiyor. Tropiklere ya da daha uzağa."
Sayfa 50·Kitabı okudu