Murat

Murat
@Murat2149
Hoşça bak zatına zübde-i alemsin sen...
Rahmetli DOĞAN CÜCELOĞLU bir seminerinde yere bir parça ekmek koymuş ve “Bu ekmeğe basabilecek birisi var mı?” diye sormuş salondakilere. Hiç ses çıkmamış tabii. “Sahneye gelip bu ekmek parçasına basana 100 dolar vereceğim” diye devam etmiş. Salondan yine çıt yok… Fiyatı artırarak 5.000 dolara kadar getirmiş. Bu sırada salonda bulunanlardan birisi, ─ Hocam, istersen 500 bin dolar ver, yine bize o ekmeği çiğnetemezsin, boşuna uğraşma! demiş. Doğan Hocam da , “İşte değerler eğitimi budur” diye noktayı koymuş… – Para vererek ekmek çiğnetebileceğiniz insan sayısı yok denecek kadar azken, bedavaya yalan söyleyen, dedikodu yapan insanların bu kadar çok olması biraz garip değil mi?... Acaba yalan söyleme konusunda bu kadar hassas olamaz mıydık? Veya herhangi bir toplulukta birisi gıybet etmeye başladığında herkes tepki veremez miydi? Yere düşen ekmeği çiğnememek için duyduğumuz hassasiyet , yerlerde sürünen değerlerimiz çiğnenirken niçin kendini göstermiyor acaba? NİÇİN...????
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Herkes hayata kendi yürek penceresinden bakar ve sadece görmek istediğini görür.Nereye baktığınız değil, oraya nasıl baktığınız önemli. Çünkü hayat, niyete göre şekillenir. Ve baktığınız yerde olanı değil, görmek istediğinizi görürsünüz.Bu anlamda hayata olumsuz bakan olumsuzluklardan oluşmuş bir hayatla karşılaşır. Hayat sürdükçe sorunların sonu gelmez.Biri bitince öbürü başlar.… Oysa çözümü olan her sorun küçük sorundur. Ne yazık ki bunu gerçekten büyük ve çözümsüz problemlerle karşılaştığımız zaman anlarız .Telafisi imkansız tek bir şey vardır ; o da ölümdür. Bunun dışında ki her şeyin bir çözümü vardır.Önemli olan problemlere hapsolmamak, hayata olumlu yaklaşmak ve mutlu anları yakalamaya çalışmaktır.
"Vicdanlı ve dürüst olmak, “Hesaplı” olmaktan iyidir. “Hesap” insanı makam sahibi yapar da, “VİCDAN”; daha önemli bir işe yarar: İnsanı insan yapar..." Nietzsche
"İnsanoğlu, kendine bak ve kederlen. Çünkü doğa hiç bu kadar aşağılık bir şey görmedi." Posetitel Muzeya, Konstantin Lopushansky (1989)