Murat

Murat
@Murat2149
Hoşça bak zatına zübde-i alemsin sen...
SANMIŞTIM
Batmaz sanmıştım güneşim Ay hiç kaybolmaz sanmıştım… Yüreğimin ıssızlığını öylesine unutmuştum ki Zihnimin boş caddelerinde Loş bir umut ışığıyla Tekrar başbaşa kalmam sanmıştım Yine aldanmıştım… Herkesi yine Ve yine Ve tekrar Kendim gibi sanmıştım… Recep KAYABAŞI
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
uyan ey gözlerim gafletten uyan uyan uykusu çok gözlerim uyan azrail’in kastı canadır inan uyan ey gözlerim gafletten uyan uyan uykusu çok gözlerim uyan seherde uyanırlar cümle kuşlar dill-u dillerince tesbihe başlar tevhid eyler dağlar, taşlar, ağaçlar uyan ey gözlerim gafletten uyan uyan uykusu çok gözlerim uyan semâvâtın kapıların açarlar mü’minlere rahmet suyun saçarlar seherde kalkana hülle biçerler uyan ey gözlerim gafletten uyan uyan uykusu çok gözlerim uyan bu dünya fanidir sakın aldanma mağrur olup tac-u tahta dayanma yedi iklim benim deyu güvenme uyan ey gözlerim gafletten uyan uyan uykusu çok gözlerim uyan benim, murad kulun, suçumu affet suçum bağışlayıp günahım ref’et rasûl’ün sancağı dibinde haşret uyan ey gözlerim gafletten uyan uyan uykusu çok gözlerim uyan Sultan III. Murad
Cafer-i Sâdık (rah) şöyle der:
"Bir mümin kardeşine ait hoş olmayan bir şey duyarsan, birden yetmişe kadar özür yolu ara. Eğer onun için bir özür yolu bulamazsan, kendi kendine, 'Belki de benim anlamadığım, bilmediğim bir özrü var' de ve meseleyi kapat."
Sayfa 53·Kitabı okudu
İlişkiler
Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı? Felekler yandı âhımdan murâdım şem’i yanmaz mı? Kamu bîmârına cânan devâ-yı derd eder ihsan, Niçin kılmaz bana derman beni bîmâr sanmaz mı? Şeb-i hicran yanar cânım töker kan çeşm-i giryânım, Uyarır halkı efgaanım kara bahtım uyanmaz mı? Gül-i ruhsârına karşu gözümden kanlı akar su, Habîbim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı? Gamım pinhan dutardım ben dediler yâre kıl rûşen Disem ol bi-vefâ bilmem inanır mı inanmaz mı? Değilim ben sana mâil sen ettin aklımı zâil. Bana ta’neyleyen gaafil seni görgeç utanmaz mı? Fuzûlî rind-i şeydâdır hemişe halka rüsvâdır, Sorun kim bu ne sevdâdır bu sevdâdan usanmaz mı?
Ey Sevgili Senin kalbinden sürgün oldum ilkin Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği Bütün şiirlerde söylediğim sensin Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini Deniz gözlerinden alir sonsuzluğun haberini Ey gönüllerin en yumuşağı en derini Ey Sevgili Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır Aşk celladından ne çikar madem ki yar vardır Yoktanda vardan da ötede bir Var vardır Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır Gögsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır (Sezai Karakoç)
Şiir