Murat Sarıkaya

Murat Sarıkaya
@Muratsa07
LİSANS
ANTALYA
ANTALYA, 6 Kasım
458 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Sadece şuna bak: Bir ev yüzyıl boyunca karanlıkta kalmıştır ve içine girip bir ışık yakarsın. Karanlık, "Ben yüz yaşındayım ve bu ışık sadece bir bebek," mi diyecektir? Karanlık, "Ben yok olmayacagım. Senin de en az yüzyıl yanman gerekir, ancak o zaman..." mı diyecektir? Hayır, çok çok eski bir karanlık için yeni bir alev yeterli olacaktır. Neden? Yüzyıl boyunca karanlığın evin içine iyice işlemesi gerekir. Ama hayır, karanlık içine işleyemez çünku yoktur. Sadece ışığı bekliyordur ışık geldiğinde karanlık kaybolur; direnemez çünkü pozitif bir varlığı yoktur. Insanlar bana geliyor ve "Ani bir aydınlanmanın mümkün olduğunu öğretiyorsun. O zaman bizim eski yaşamlarımıza ve eski karmalarımıza ne olacak?" diye soruyor. Hiçbir şey - onlar karanlığın doğasındandır. Cinayet işlemiş olabilirsin, bir hırsız, bir Hitler, bir Cengiz Han veya mümkün olan en kötü insan olabilirsin ama hiç fark etmez. Kendini hatırladığın anda, ışık oradadır; bütün geçmiş hemen yok olur; tek bir an bile orada kalamaz. Cinayet işledin ama cani olamazsın; cinayet işledin çünkü kendinin farkında değildin, ne yaptığının farkında değildin. İsa'nın çarmıhta, "Baba, bu insanları affet çünkü onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar," dediği söylenmektedir. O, aslında sadece, “Bu insanlar ışığın doğasından değiller, kendilerini hatırlamıyorlar. Bunları tamamen gafletten dolayı yapıyorlar, karanlıkta hareket edip tökezliyorlar. Onları affet, yaptıkları hiçbir şey için sorumlu değiller," demektedir. Kendini hatırlamayan biri nasıl sorumlu olabilir? Eğer bir sarhoş birini öldürürse, eğer tamamen bilinçsizce hareket ettiği kanıtlanabilirse, mahkeme bile onu affeder. Neden? Çünkü bir insan nasıl sorumlu tutulabilir? Onu içki içmekten sorumlu tutabilirsin ama cinayetten sorumlu olamaz. Eğer bir deli, birini öldürürse,
Sayfa 57 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Karanlık ışığı yok edemez - karanlık aydınlığı nasıl yok edebilir ki? Karanlık, küçücük bir alevi bile yok edemez, onun üzerine geçemez, onunla anlaşmazlık yaşayamaz - karanlık bir alevi nasıl yok edebilir? Karanlık, bir alevi nasıl örtebilir? Mümkün değildir, hiç olmamıştır çünkü olamaz. "Ne yapabilirdim? Öfkem beni yendi," dersin - bu mümkün değildir, "Açgözlülük beni yendi," dersin - bu da mümkün değildir. Açgözlülük saldıramaz, öfke saldıramaz: Onlar karanlıkla aynı doğaya sahiptirler ve senin varlığın ışıktır; o yüzden mümkün değildir. Ama öfke gelir; bu sadece içsel alevinin tamamen unutulduğunu, ondan habersiz olduğunu, orada olduğunu bilmediğini gösterir. Bu unutkanlık onun üstünü örtebilir ama karanlık örtemez.
Sayfa 54 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
Dindar mı? - Ahlaklı mı?
Eğer ışık varsa, karanlık yoktur; eğer ışık yoksa karanlık vardır - ışığın yokluğu, bir şeyin varlığı değildir. Bu yüzden ışık gelir ve gider karanlık kalır. Yoktur ama kalıcıdır. Işığı yaratabilirsin, yok edebilirsin ama karanlığı yaratamazsın, yok edemezsin: O, hiç orada olamadan hep mevcuttur. İkinci olarak, varlık olmadığı için ona hiçbir şey yapamayacağını anlarsın. Ve eğer ona bir şey yapmaya çalışırsan SEN yenilirsin. Karanlık yenilemez, olmayan bir şeyi nasıl yenebilirsin ki? Ve yenildiğinde, “O çok güçlü çünkü beni yendi," diye düşünürsün. Bu çok saçma! Karanlığın gücü yoktur; olmayan bir şeyin nasıl gücü olur? Sen karanlığa ve onun gücüne değil, kendi aptallığına yenilmişsindir aslında. İlk önce savaşmaya başladın, bu saçmaydı. Olmayan bir şeyle nasıl savaşabilirsin? Ve unutma, şimdiye kadar var olmayan pek çok şeyle savaştın, onlar da aynen karanlık gibidir. Bütün ahlak sistemi, karanlığa karşı bir savaştır, işte bu yüzden aptalcadır. Bütün ahlak sistemi, koşulsuz olarak karanlıkla bir savaştır, kendi içinde var olmayan bir şeyle savaşmaktır. Nefret gerçek değildir, sadece sevginin yokluğudur. Öfke gerçek değildir, yalnızca merhametin yoklugudur. Cehalet gerçek değildir, sadece Budalığın, aydınlığın yokluğudur. Cinsellik gerçek değildir, sadece brachmacharya'nın yokluğudur. Ve bütün ahlak sistemi, olmayan şeylerle savaşmaya devam eder. Ahlakçı asla basarılı olamaz, bu mümkün değildir. Sonunda yenilmesi gerekecektir bütün bu uğraş saçmadır. Ve din ile ahlak arasında bir ayrım vardır. Ahlak karanlıkla savaşmaya çalışır, din ise içeride saklı ışığı uyandırmaya çalışır. Karanlık umurunda değildir, yalnızca içerideki ışığı bulmaya bulmaya çalışır. Işık orada olduğunda karanlık yok olur işık orada olduğunda, karanlığa bir şey yapman gerekmez o zaten orada
Sayfa 50 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
Suçunu kabul etmek, düzelmenin ilk basamağıdır.
Normalde farkında olmadan her şeyi düşünürsün. Düşüncelerinde birçok kez cinayet işlememiş birini bulmak zordur; zihninde çeşit çeşit günah ve suç işlememiş birini bulmak - ve bu şeyler olur. Ve unutma, sen cinayet işlemeyebilirsin ama senin devamlı olarak birini öldürmeyi düşünmen, o kişinin dinayete kurban gideceği bir durum yaratabilir. Birisi senin düşünceni alabilir çünkü etrafta daha zayıf insanlar vardır ve düşünceler su gibi akar Aşağı doğru. Eğer bir şeyi devamlı olarak düşünürsen, zayıf karakterli bir kişi düşünceni alıp birini öldürebilir. Bu yüzden insanın içsel gerçekliğini bilenler yeryüzünde olan ne varsa, bundan herkesin ama herkesin sorumlu olduğunu söylerler. Vietnam'da olanlardan sadece Nixonlar sorumlu değildir, düşünen herkes sorumludur. Sadece bir kişi sorumlu OLAMAZ ve bu kişi zihni olmayan kişidir; onun dışında herkes, olan biten her şeyden sorumludur. Eğer yeryuzu bir cehennemse, sen de bir yaratıcısın, sen de katılıyorsun. Sorumluluğu başkalarının üstüne atıp durma - sen de sorumlusun, bu ortak bir olgudur. Hastalık herhangi bir yerde ortaya çıkabilir, patlama senden milyonlarca, binlerce mil uzakta olabilir hiç fark etmez cünkü düşünce mekânsal bir olgu değildir, mekâna gereksinimi yoktur. Bu yüzden çok hızlı hareket eder. Işık bile bu kadar hızlı hareket demez çünkü ışık için bile mekân gereklidir. Düşünce en hızlısıdır. Aslında yer değiştirmek onun zamanını almaz, düşünce için mekân gerekli değildir Sen burada düşünüyor olabilirsin ve o, Amerika'da gerçekleşir. Nasıl sorumlu tutulabilirsin? Seni hiçbir mahkeme cezalandıramaz ama varlığın en yüksek mahkemesinde cezalandırılacaksın - zaten şimdiden cezalandırılmışsın; bu kadar perişan olmanın nedeni bu. İnsanlar bana geliyor ve "Kimseye yanlış bir şey yapmıyoruz ama yine de sefil
Sayfa 36 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
İki ya da üç yıl önce düşünce enerjisi üzeride çalışan İsrailli Uri Geller, deneyini Ingiltere'deki BBC televizyonunda gösterdi. Sadece düşünerek her şeyi bükebiliyor: Bir kişi elindeki kaşığı Uri Geller'dan üç metre uzakta tutuyor ve o sadece düşünerek kaşığı hemen büküyor. Sen onu elinle bükemezsin, o düşünceyle büküyor. Ama BBC televizyonunda çok nadir bir olay oldu; Uri Geller'ın kendisi bile bunun mümkün olduğunun farkında değildi. Binlerce kişi evlerinde bu deneyi izliyordu. Ve o deneyini yapıp bir şeyleri bükerken pek çok insanın evinde bir şeyler yere düştü veya bozuldu. Sanki enerji televizyondan yayılmıştı. Deneyi üç metre uzaklıktan yapıyordu, insanların evlerinde de televizyon ekranından üç metre uzakta birçok şey oldu: Bir şeyler büküldü, düştü, bozuldu. Çok garipti! Düşünceler nesnelerdir ve çok güçlü nesnelerdir. Sovyet Rusya'da Mikhailovana diye biri var. Uzaktan birçok şeyi yapabiliyor, sadece düşünceyle uzaktaki bir şeyi kendine doğru çekebiliyor. Sovyet Rusya doğaüstü şeylere inanmaz - komünist ve ateisttir - bu yüzden neler olduğunu bilimsel olarak anlamak için Mikhailovana üzerinde çalıştılar. Görüldü ki yarım saatlik bir deneyde yaklaşık bir kilo kaybediyordu. Bu ne demektir? Düşünceler vasıtasıyla dışarı enerji atıyorsun demektir ve bunu devamlı yaparsın. Zihnin bir ağustosböceği gibi gevezedir. Gereksiz bir şekilde yayın yapmaktasındır. Etrafındaki insanlara zarar verirsin, kendine zarar verirsin. Sen tehlikeli bir şeysin ve devamlı yayın yapıyorsun. Ve birçok şey senin yüzünden oluyor. Ve bu büyük bir ağdır. Dünya her geçen gün daha perişan bir hale gelmektedir çünkü dünyadaki insanlar çoğalıyor ve gitgide daha çok düşünce yayınlanıyor. Tarihte geriye gittikçe, dünyanın da gitgide daha huzurlu olduğunu görürsün daha az yayıncı
Sayfa 35 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu