Dua bütün uzaydadır. Yıldızlar duacıdır, ağaçlar duacıdır, okyanuslar duacıdır. İnsan dışında, varoluşun bütünü her zaman dua durumundadır; sadece insanın ona doğru bilinçli bir şekilde hareket etmeye ihtiyacı vardır.
Ve bu belirli bir nedenden dolayıdır: İnsan tek bilinçli hayvandır, bundan dolayı bir seçim şansı vardır.
O varoluşun doğal akışının dışına çıkabilir veya onun bir parçası olabilir. Başka hiçbir hayvan bu özgürlüğe sahip değildir.
Sabah kuşlar kendi seçimleriyle şarkı söylemezler, onlar sadece içgüdüsel olarak şarkı söylerler. Ağaçlar duacıdır, dağlar duacıdır fakat bu dua sadece doğal bir olgudur.
İnsanın itibarı budur; duacı olmayı seçebilir. Fakat bu onun düşüşü de olabilir çünkü insan duacı olmamayı da seçebilir.
İnsan her zaman yol ayrımındadır: Her adımda bir seçim vardır, her adımınla yanlışa ya da doğruya gidebilirsin.
Üzüntü ve sevinçle karşı karşıya geldiğin zaman, hep sevinci seç. Ciddiyet ve oyunculukla karşı karşıya geldiğin zaman, hep oyunculuğu seç.
Ve unutma: Biz her ne seçiyorsak o oluruz. Bu sadece bir seçim meselesidir.
Yaşamda büyük şeyler yoktur. Yaşam küçük şeylerden meydana gelir. Fakat eğer sen nasıl zevk alacağını bilirsen, onları büyük şeylere dönüştürürsün.
Yaşamı satın alamazsın, aşkı satın alamazsın, estetik duyarlılığı satın alamazsın, yaratıcılığı satın alamazsın, zekâyı satın alamazsın, çünkü hepsi sana verilmiştir.
Onları istemene gerek kalmadan verilmiştir.
Sadece kendi içinde biraz arayışa girersen, hazine üstüne hazineyle karşılaşırsın.
Yaşam varoluşun hediyesidir. Biz onu kazanmadık; aslında onu hak etmeyiz bile.
Fakat o kadar nankör yaratıklarız ki içimizden basit bir teşekkür bile yükselmez.
Canlı olduğumuz için minnettar değiliz; bize büyüme, görme, sevme, gülme, varoluşun müziğinden, dünyanın güzelliğinden keyif alma fırsatı verildiği için minnettar değiliz.
Hiç minnettar değiliz. Tam tersine, sürekli şikâyet ederiz.
Eğer insanların dualarını dinlersen, şaşıracaksın. Onların bütün duaları yakınmadır.
Onların duaları şükran sebebiyle değildir, onlar daha fazlasını isterler. "Bu yeterli değil," derler. Ve aslında asla yeterli olmayacaktır. Fakir insan bir şeyler ister, zengin insan bir şeyler ister, imparator bir şeyler ister. Herkes ister!
Herkes daha fazlasını ister. Bu, sana verilmiş olanın yeterli olmadığı anlamına gelir: “Ben daha fazlasını hak ediyorum! Sen bana adil olmadın."
Ben buna dinsizlik diyorum. Bu sebeple bana göre tapınaklarda, kiliselerde devam etmekte olan dualar dinsizdir.
Gerçek dua sadece minnettarlıktan gelendir; sadece basit bir teşekkür yeterlidir.
Aşk diğer kişiye, ona dair bir amacın olmadan saygı duymayı öğrenmek zorunda olman demektir. Diğer kişi senin için bir araç değildir.
Bu, dünyadaki tek ahlaksızca davranıştır. Aslında bütün ahlaksızlık bu basit olgu aracılığıyla tanımlanabilir: Eğer sen diğer insanları bir araç olarak kullanıyorsan, ahlaksızsındır.
Eğer diğer kişiye hiçbir amacın olmadan saygı dolu isen, o zaman ahlaklısındır.
Er ya da geç diğer kişi kendi alanını ister ve senin içinde korku ortaya çıkar. Diğerini bir mahkûm haline getirmek isteyebilirsin; kuşkusuz ki güzel, elmaslarla işlenmiş altın zincirlerle.
O zaman yarından emin olabilirsin. Aksi takdirde, yarını kim bilebilir? Sevgilin seni terk edebilir. Kişi bir sonraki an ne olacağını asla bilemez bu yüzden bir sonraki an hakkında emin olmak ister, belli bir garanti ister ve bu garantinin ta kendisi aşkı öldürür.