İnsan enerjisinin yükselebileceği üç seviye vardır: birincisi seks, ikincisi sevgi, üçüncüsü dua.
Bu aynı enerjidir; yukarı doğru hareket eden, daha az kaba hale gelen, daha fazla incelikli olan.
Seks, aşağı doğru hareket eden enerjidir; yer çekimi kanunu kapsamında işlev gösterir. Yeryüzü onu aşağı çeker. O dünyevidir, fizyolojiktir, biyolojiktir, kimyasaldır. Bilim onu inceleyebilir; bilimsel yöntem bilim için uygundur. O maddedir.
Aşk daha yüksektir. O tam olarak seks ve dua arasındadır.
Aşkın bir kısmına erişebiliriz, zaman zaman sadece birazcık içimize nüfuz eder.
Onun bir kısmı bütün insanlarda mevcuttur fakat diğer kısmı yalnızca içsel arayış hareketine başlamış olanlar, sadece dindar insanlar tarafından kullanılabilir.
İlk kısım sıradan insanlarda mevcuttur, bilinçsizdir. İkinci kısım bilinçlidir. Aşk bilinçli olduğu zaman, ilk kez yerçekiminin ötesinde bir şeyi deneyimlersin, bu aşağı doğru gitmez sadece yukarı doğru hareket eder.
Üçüncüsü ise duadır.
Seks aşağı doğru gider, aşk yukarı doğru gider, dua hiçbir yere gitmez. O bir varlık durumudur.
Seks harekettir, aşk da öyle; onlar karşıt kutupsal yönlerde hareket ederler. Fakat dua durgun bir noktadır; hareket yoktur, seyahat yoktur, hac yolculuğu yoktur. Sen sadece varsın.
Bu derin sessizlikte ve sakinlikte, sadece olduğun zaman, tanrısallığın farkına varırsın. Bütün varoluş tanrısallıkla dolu hale gelir.
Bu sadece tanrısallığı deneyimlersin demek değildir. Sana yaklaşan insanlar, sana açık olan insanlar da garip, gizemli, mucizevi bir şeyler hissederler. Bilinmeyenin kokusunu alırlar.
Bazı anlarda senin etrafında belirli bir auranın farkına varabilirler. Bu, duanın hoş kokusudur.