Murat Sarıkaya

Murat Sarıkaya
@Muratsa07
LİSANS
ANTALYA
ANTALYA, 6 Kasım
458 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
İnsanlığın en temel yanılsamalarından biri herkesin aşkın ne olduğunu bildiğini sanmasıdır. Bundan dolayı kimse onu keşfedemez. Herkes aşkın ne olduğunu bildiğini, dolayısıyla onu deneyimlemeye gerek olmadığını zanneder. Ve bu sebeple dünyada aşk eksiktir. Âşıklar vardır ama aşk yoktur. Ebeveynler çocuklarını seviyormuş gibi davranırlar, çocuklar ailelerini seviyormuş gibi davranırlar, kocalar numara yapar, hanımlar numara yapar; gösteriş, gösteriş, gösteriş. Bunu bilerek yapmaları gerekmez; gerçeğin kesinlikle farkında olmayabilirler. Eğer herkese en başından, "Aşk yaşamdaki en büyük sanattır çünkü en büyük sihirdir, en mucizevi olgudur. Ona kesin gözüyle bakamazsın, onu keşfetmek zorundasın, derin bir şekilde onun içine girmek zorundasın. Onun yollarını öğrenmek zorundasın. O bir sanattır," denilmiş olsaydı... İnsanlar yıllarca resim yapmayı öğrenirler; yine de binlerce ressamdan sadece birisi Picasso olur. İnsanlar yıllarca müziği öğrenirler ve sadece biri Yehudi Menuhin veya Ravi Shankar olur. Eğer insanlar aşkı keşfetmeye başlarsa, aralarında birkaç büyük âşık olur. Tam da onların varlığı bütün varoluşu geliştirir ve herkes en azından biraz sever hale gelir. Benim gözlemim şudur: Resim bir yetenektir bu yüzden herkes büyük bir ressam olamaz. Müzik bir yetenektir, doğuştan gelir, bu yüzden herkes büyük bir müzisyen olamaz. Ressamların büyük çoğunluğu sadece teknisyen olarak kalmak zorundadır, gerçek bir yaratımcı değil. Müzikte, şiirde, edebiyatta ve yaratıcılığın bütün boyutlarında durum aynıdır. Çoğu sadece teknisyen olarak kalmak zorundalar. Onlar tekniği bilir fakat yaratıcı vizyona sahip değillerdir. Aşk konusunda işler farklı olabilir çünkü aşk bir yetenek değil herkesin potansiyelidir; bundan dolayı insanlığının bütününün eninde sonunda aşkın doruğuna
Sayfa 50 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
Reklam
Herkes, birkaç sağır kişi dışında, duyma kabiliyeti olduğunu düşünür. Herkes, birkaç kör dışında, görme kabiliyeti olduğunu düşünür. Fakat bu doğru değildir. İsa müritlerine tekrar tekrar, "Eğer duyabiliyorsanız, duyun. Eğer görebiliyorsanız, görün," demiştir. Şüphesiz ki sağır ve körlere konuşmamıştır, bizim gibi insanlara konuşmuştur. Buda eskiden vaazına insanlara nasıl dinleyeceklerini anlatarak başlardı. Jiddu Krishnamurti şunu vurgulardı: "Kişi kendisini büyük dinleme sanatı için, doğru dinleme için hazırlamalıdır." Mahavira, İsa'dan, Buda'dan, Krishnamurti'den biraz daha ileriye giderek şöyle demiştir: "Hakikate ulaşmanın sadece iki yolu vardır: Birisi doğru şekilde duymak, diğeriyse doğru şekilde çabalamak." İlki yeterlidir, ondan sonra hakikat için çabalamaya gerek yoktur. İkincisi sadece duyamayanlar içindir. Onlar çabalamak, mücadele etmek zorundadırlar. Doğru dinlemek; derin aşk ve sempatiyle dinlemek demektir. Kişi düşmanca bir şekilde dinleyebilir, bir önçıkarımla dinleyebilir, bütün önyargılarla birlikte dinleyebilir, zihnin bütün koşullanmalarıyla dinleyebilir. O zaman bu doğru dinleme değildir. Fakat aşk hepsini bir kenara koyabilme kabiliyetindedir. Aşk sessizlik içinde dinleme kabiliyetindedir. Ve ardından herhangi bir şey aydınlanma sürecini tetikleyebilir. Bu sadece bir ustayı doğru şekilde dinleme meselesi değildir; bu sadece bir yöndür.
Sayfa 48 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
İnsan enerjisinin yükselebileceği üç seviye vardır: birincisi seks, ikincisi sevgi, üçüncüsü dua. Bu aynı enerjidir; yukarı doğru hareket eden, daha az kaba hale gelen, daha fazla incelikli olan. Seks, aşağı doğru hareket eden enerjidir; yer çekimi kanunu kapsamında işlev gösterir. Yeryüzü onu aşağı çeker. O dünyevidir, fizyolojiktir, biyolojiktir, kimyasaldır. Bilim onu inceleyebilir; bilimsel yöntem bilim için uygundur. O maddedir. Aşk daha yüksektir. O tam olarak seks ve dua arasındadır. Aşkın bir kısmına erişebiliriz, zaman zaman sadece birazcık içimize nüfuz eder. Onun bir kısmı bütün insanlarda mevcuttur fakat diğer kısmı yalnızca içsel arayış hareketine başlamış olanlar, sadece dindar insanlar tarafından kullanılabilir. İlk kısım sıradan insanlarda mevcuttur, bilinçsizdir. İkinci kısım bilinçlidir. Aşk bilinçli olduğu zaman, ilk kez yerçekiminin ötesinde bir şeyi deneyimlersin, bu aşağı doğru gitmez sadece yukarı doğru hareket eder. Üçüncüsü ise duadır. Seks aşağı doğru gider, aşk yukarı doğru gider, dua hiçbir yere gitmez. O bir varlık durumudur. Seks harekettir, aşk da öyle; onlar karşıt kutupsal yönlerde hareket ederler. Fakat dua durgun bir noktadır; hareket yoktur, seyahat yoktur, hac yolculuğu yoktur. Sen sadece varsın. Bu derin sessizlikte ve sakinlikte, sadece olduğun zaman, tanrısallığın farkına varırsın. Bütün varoluş tanrısallıkla dolu hale gelir. Bu sadece tanrısallığı deneyimlersin demek değildir. Sana yaklaşan insanlar, sana açık olan insanlar da garip, gizemli, mucizevi bir şeyler hissederler. Bilinmeyenin kokusunu alırlar. Bazı anlarda senin etrafında belirli bir auranın farkına varabilirler. Bu, duanın hoş kokusudur.
Sayfa 40 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
Aşk benim bütün mesajımı içerir. Kendini sev; bu başlangıçtır. Sonra sana yakın olanları sev, sonra dünyayı sev, sonra bütün kozmosu sev, sadece o zaman Tanrı'yı sevebileceksin. Yolculuk kişinin kendisinden başlar ve Tanrı'da son bulur. Bunlar nehrin iki kıyısıdır. Sen bir kıyıdasın, Tanrı diğerindedir, aşk ise köprüdür. Köprü bütün nehrin üzerinden geçer, fakat insanlar aşktan çok korkarlar, bu sebeple dua etmeye devam ederler. Ne yaptıklarını asla anlamazlar; onların duaları sadece cehalettir. Aşkla dolu olmadığı sürece dualar asla doğru olamaz. Onların hayatları aşkı ıskalar fakat yine de kiliselere ve tapınaklara gitmeye devam ederler. Bu tamamen saçmalıktır. Aşk içinde yaşamadığın sürece Tanrı'nın herhangi bir tapınağına giremezsin. Aşk içinde yaşayan kişiyse tapınağa girmeye ihtiyaç duymaz; o zaten onun içindedir. Bu basit mesajı anımsa ve onu yaşamaya çalış çünkü bu inanılacak bir öğreti değil, evrimleşecek bir hayattır. Aşkın içinde çiçeklen, aşkın hoş kokusunu açığa çıkar; bu bir duadır. Ve sadece aşkın hoş kokusu Tanrı'ya ulaşır, başka hiçbir şey değil. Başka hiçbir zamanda, başka hiçbir yüzyılda bizim konuştuğumuz kadar çok aşk hakkında konuşulmamıştır ve sürekli konuşmak aşkın ne olduğunu bildiğimiz izlenimini verir. Biz diğerlerini aldatıyoruz, kendimizi de aldatıyoruz. İnsan âşık olmadıkları için ölüyor çünkü bedenin yemeğe ihtiyaç duyması gibi, ruhun da aşka ihtiyacı vardır; bu şarttır.
Sayfa 37 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
Kendini ayrı tutma. Bir gülü gördüğünde, gül ol. GÜNbatımını gördüğünde, onun içinde kaybol. İlgisiz, soğuk kalma. Sadece bir izleyici olarak kalma, katılımcı ol. Yıldızlarla dolu gökyüzünü gördüğün zaman, onun bir parçası ol, küçük bir yıldız. Hiç olmazsa dansa katıl. Bana göre din, kendini bütünün içinde eritmek demektir. Tıpkı bir nehrin okyanusun içinde kaybolması gibi, sen de varoluşun içinde kaybol.
Sayfa 32 - Ganj Yayınevi·Kitabı okudu
Reklam