Murat Sarıkaya

Murat Sarıkaya
@Muratsa07
LİSANS
ANTALYA
ANTALYA, 6 Kasım
458 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Ödünç alınmış bilgi cahilliktir. Deneyimlenen hakikat seni bilgili değil alçakgönüllü yapar. Daha çok bildikçe daha az bildiğini söylersin. Tamamen bildiğin gün, ancak "Mutlak cehalet içindeyim; sahilde deniz kabukları toplayan bir çocuğum. Hiçbir şey bilmiyorum," diyeceksindir. "Bilmiyorum" sadece eksiksiz bilen biri tarafından söylenebilir. "Biliyoruz" diyenler zırcahil insanlardır ama bellekleri doludur. Ve o bellekler ölüdür çünkü kendileriyle ilgili hiçbir deneyim üretmemişlerdir.
Sayfa 134 - Doğan yayınevi·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Mutsuzluk tercihten başka bir şey değildir. Sevginin deneyimini, coşku duygusunu sen seçersin ama seçmekle birlikte doğal bir sürecin içine gireceksin. Bu duygulara yakalanacaksın ama onlar kalıcı değildir; hareket eden bir tekerleğin parçasıdır. Tıpkı gündüz ve gece gibi: Eğer gündüzü tercih edersen geceden kaçınmak için ne yapabilirsin? Gece olacaktır. Gece mutsuzluk getirmez; mutsuzluğu yaratan, geceye karşılık gündüzü seçmendir. Her tercih mutsuz bir durumla sonuçlanmaya mecburdur. Tercihsizlik mutlulukla dolu olmaktır. Ve seçimsizlik bırakmaktır. Gündüz gelir, gece gelir, başarı gelir, başarısızlık gelir, zafer günleri gelir, ayıplanma günleri gelir ve hiçbir şeyi tercih etmediğin için her ne gelirse gelsin senin için sorun yoktur, hep hava hoştur. Yavaş yavaş içinde bir mesafe büyüdüğünü göreceksin: Çember hareket etmeye devam edecek ama sen içinde takılıp kalmayacaksın. Gündüz veya gece olması senin için önemli olmayacak. Sen kendine odaklısın; başka bir şeye tutunmuyorsun, başka bir yeri merkezin haline getirmiyorsun. Bütün soru hiçbir tercihin olmadan yaşayabilmendir. Her ne gelirse gelsin onun keyfini sür. Bir şey gittiğinde başka bir şey gelir, keyfini sür. Gündüz güzeldir ama gece de kendine göre güzeldir, neden ikisinin birden keyfini sürmeyesin. Ve ancak birine bağlanmamışsan ikisinin de keyfini sürebilirsin.
Sayfa 133 - Doğan yayınevi·Kitabı okudu
İnsanlar konuştuğunda seni kendi düşüncelerine çekmeye çalışır. Sinsi bir imparatorluk kurmaya çalışır. İnsanlar konuştuğunda, sana fikir aşılamak isterler çünkü bir fikri olan herkes fikri doğru mu yanlış mı diye derin bir korku duyar. Doğru olduğunu hissetmelerinin tek yolu, o fikri birçok kişiye yaymaları ve onların gözlerinde bir ikna olmuşluk, bir dönüşüm görmeleridir. O zaman rahatlarlar, çünkü hesap şöyledir: "Eğer bu kadar çok insan onlara söylediklerimde teselli buluyorsa o halde İçinde doğru olan bir şeyler olmalı." İnsanlar başkalarıyla, kendi söylediklerine kendileri inanabilmek İçin konuşur.
Sayfa 121 - Doğan yayınevi·Kitabı okudu
Bir ilişkide anlayışlı olmak, senin hatalı olabileceğin, kadının haklı olabileceği anlamına gelir. Yalnızca erkek olduğun için haklı olma gücünün ve otoritesinin sende olacağı garanti değildir. Kadında olacağı da değildir. Birazcık daha insanca ve birazcık daha arkadaşça davranabilseydik birbirimize "Özür dilerim" diyebilirdik. Peki uğruna mücadele ettiğin şeyler ne? Öylesine küçük, öylesine değersiz şeyler ki biri soracak olsa utanırsın. Her şeyin yerine oturması gerektiği fikrinden vazgeç; tam bir uyum olacağı fikrinden vazgeç çünkü bunlar iyi şeyler değildir. Her şey yerine otursa birbirinizden sıkılırdınız. Her şey uyumlu olsa ilişkinin tüm keyfi kaçardı. Her şeyin yerine oturmaması iyidir. Her zaman bir boşluk kalması İyidir. Böylece her zaman keşfedecek, karşı tarafa geçecek bir şey, kurulacak bir köprü olur. Farklılıkları, her bireyin temel eşsizliğini kabul edersek ve sevgiyi bir tür köleliğe dönüştürmek yerine arkadaşlık haline getirebilirsek hayatımızın tümü birbirimizin muazzam bir keşfi olabilir.
Sayfa 120 - Doğan yayınevi·Kitabı okudu
Zihinden gelen sevgi her zaman "aşknefrettir. İki kelime değil, tek kelime: arasında tire bile olmayan "aşknefret". Ve kalbinden gelen sevgi tüm ikiliklerin ötesindedir... Herkes sevgi ve nefretin ötesine geçen o sevginin peşinde ama zihniyle aradığı için acınası bir halde. Her âşık yenilme, aldanma, ihanet hisseder ama bu kimsenin suçu değil. Gerçek şu: Yanlış bir enstrüman kullanıyorsun. Sanki biri müzik dinlemek için gözlerini kullanıyor ve müziği duyamayınca dehşete kapılıyor. Fakat gözler dinlemek için yaratılmamıştır, tıpkı kulakların görmek için yaratılmadığı gibi. Zihin iş hayatı gibidir, hesaplayan bir mekanizmadır; sevgiyle hiç işi olmaz. Sevgi kaos yaratacaktır, zihnin içindeki her şeyi mahvedecektir. Kalbin iş hayatı ile hiç işi olmaz, her zaman tatildedir. Sevebilir ve bunu, sevgisini asla nefrete dönüştürmeden yapabilir; onda nefretin bulaştırdığı zehirlerden yoktur. Herkes onu arıyor ancak yanlış enstrümanla; dünyadaki başarısızlık bundandır. Ve insanlar sevginin sadece mutsuzluk getirdiğini gördükçe yavaş yavaş içlerine kapanıyor: "Sevgi tamamen saçmalıktır." Sevgiye karşı kalın bir duvar örüyorlar. Fakat hayatın tüm zevklerini, değerli olan her şeyi kaçıracaklar.
Sayfa 111 - Doğan yayınevi·Kitabı okudu