Mutsuzluk tercihten başka bir şey değildir. Sevginin deneyimini, coşku duygusunu sen seçersin ama seçmekle birlikte doğal bir sürecin içine gireceksin.
Bu duygulara yakalanacaksın ama onlar kalıcı değildir; hareket eden bir tekerleğin parçasıdır.
Tıpkı gündüz ve gece gibi: Eğer gündüzü tercih edersen geceden kaçınmak için ne yapabilirsin? Gece olacaktır.
Gece mutsuzluk getirmez; mutsuzluğu yaratan, geceye karşılık gündüzü seçmendir.
Her tercih mutsuz bir durumla sonuçlanmaya mecburdur. Tercihsizlik mutlulukla dolu olmaktır. Ve seçimsizlik bırakmaktır.
Gündüz gelir, gece gelir, başarı gelir, başarısızlık gelir, zafer günleri gelir, ayıplanma günleri gelir ve hiçbir şeyi tercih etmediğin için her ne gelirse gelsin senin için sorun yoktur, hep hava hoştur.
Yavaş yavaş içinde bir mesafe büyüdüğünü göreceksin: Çember hareket etmeye devam edecek ama sen içinde takılıp kalmayacaksın.
Gündüz veya gece olması senin için önemli olmayacak. Sen kendine odaklısın; başka bir şeye tutunmuyorsun, başka bir yeri merkezin haline getirmiyorsun.
Bütün soru hiçbir tercihin olmadan yaşayabilmendir. Her ne gelirse gelsin onun keyfini sür.
Bir şey gittiğinde başka bir şey gelir, keyfini sür. Gündüz güzeldir ama gece de kendine göre güzeldir, neden ikisinin birden keyfini sürmeyesin.
Ve ancak birine bağlanmamışsan ikisinin de keyfini sürebilirsin.