Zihin bir acı istifçisidir. Sesleri, yaraları, hakaretleri toplar.
Yıllar boyu somurtup durur.
Psikologlar dört yaşında söylenen bir şeyin bile sizi acıtabileceğinin farkındadırlar.
Söylenen şey bir yara gibi orada durur, yıllar sonra bile acıtmaktadır. Yıllar sonra bile akan bir irin gibidir.
Onun iyileşmesine izin vermeyip yaraya parmağınızı basar ve onun yeniden sizi acıtması için elinizden geleni yaparsınız. Onu tekrar tekrar kanatıp, kendi kendine iyileşmesine asla izin vermezsiniz.
Zihnimize baktığımızda içinde yaralardan başka bir şey olmadığını görürüz. Bu yüzden hayatımız bir cehennem haline gelir, sadece dikenleri toplarız.
Bir adam sizi yıllarca sevebilir, şefkatli olabilir, olabildiğince naziktir ve size canınızı acıtacak tek bir şey söyler. Yılların sevgisi ve arkadaşlığı bir anda yok olur.
Söylediği tek bir şey önemli hale gelir, yıllardır yaptığı her şeyin üzerine çıkar. Onun tüm sevgisini, arkadaşlığını ve sizin için yaptığı fedakârlıkları unutursunuz. Sadece söylediği tek bir şeyi hatırlar ve intikam almak istersiniz.
Zihnin çalışma yöntemi budur. Çok çirkin bir yöntemdir. Zihnin minnettarlığı yoktur. Zihni aşın, tüm acıları da aşacaksınız. Ve zihni aştıkça yaşamınız daha tatlı hale gelir, öyle ki bal kadar tatlı.
Meditasyon tatlı, zihin acıdır. Zihinden meditasyona doğru geçin. Meditasyonun ne olduğunu anladığınızda, zihinsiz nasıl olunabileceğini öğrendiğinizde zihninizi kullanabilirsiniz, zihin sizi değil.
İşte bu, mucizenin gerçekleştiği andır, isyanın gerçekleştiği, rayihanın serbest bırakıldığı andır.