Murat Sarıkaya

Murat Sarıkaya
@Muratsa07
LİSANS
ANTALYA
ANTALYA, 6 Kasım
458 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Japonya'da güreşçiler savaşırken ilk önce birbirlerinin önünde eğilerek birbirlerine selam verirler. Bu ritüel oldukça semboliktir. Bunun Zen açıklaması şöyledir: İster mağlup olun, ister zafer kazanın bunun bir önemi yoktur. İkinizin de birbirinize ihtiyacı vardır ve birbirinize bağlısınızdır. Eğer mağlup olduysanız ve rakibiniz kazandıysa, o da sizin önünüzde eğilmek zorundadır çünkü siz olmadan zafer kazanamazdı. Onun zaferi sizin kaybetmenize bağlıdır ve bunun için teşekkür etmelidir. Tek başına zafer kazanması mümkün olamazdı. Dolayısıyla zafer bile egoyu getirmez. Mağlup olduğunuzda bunun sadece bir oyun sizin de onun bir parçası olduğunuzu hatırlarsanız endişelenecek bir şey kalmaz. Bu durumda hiçbir sorun yaşamazsınız. Meksika'da çok eski bir gelenek vardır: Baba başarılı ya da başarısız olduğuna aldırmadan her çocuğuna hediyeler, oyuncaklar vermek zorundadır. Sınıfta birinci olan çocuk da başarısız olan da bir hediye alır. Ve aralarında bir fark yoktur ki bu konunun dışındadır. Bu müthiş bir içgörü kazandırır: Hayatta başarılı ya da başarısız olmanızın bir önemi yoktur. Bütün bunların hepsi bir oyundur. İki durumda da ödüllendirilirsiniz. Ve bu konu üzerinde çalışan psikologlar, Meksika'daki çocukların hayatla daha kolay başa çıkabildiklerini gördüler. Daha az endişeleniyorlar, ve daha rahattılar. Birçok çocuk erken yaşlardan itibaren gergin bir hale gelir. Bu beş altı yaşlarında başlar. Bir şeyi yaparken onu yapıp yapamayacağına dair endişelenir. Bizim sistemimiz çocukluğu yok edip onun yerine hırsın zehirini akıtır. Bir çocuk birinci olduğunda bu harika bir şeydir ama ikinci olursa kimse onu önemsemez ve bu yarayı yıllarca taşır. Eve bir başarısızlıkla döndüğünde kimse onun yüzüne bakmaz bile. Sadece onu ayıplarlar. Biz olayları gerektiğinden fazla ciddiye
Sayfa 233 - Omega Yayınevi·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Zihin bir acı istifçisidir. Sesleri, yaraları, hakaretleri toplar. Yıllar boyu somurtup durur. Psikologlar dört yaşında söylenen bir şeyin bile sizi acıtabileceğinin farkındadırlar. Söylenen şey bir yara gibi orada durur, yıllar sonra bile acıtmaktadır. Yıllar sonra bile akan bir irin gibidir. Onun iyileşmesine izin vermeyip yaraya parmağınızı basar ve onun yeniden sizi acıtması için elinizden geleni yaparsınız. Onu tekrar tekrar kanatıp, kendi kendine iyileşmesine asla izin vermezsiniz. Zihnimize baktığımızda içinde yaralardan başka bir şey olmadığını görürüz. Bu yüzden hayatımız bir cehennem haline gelir, sadece dikenleri toplarız. Bir adam sizi yıllarca sevebilir, şefkatli olabilir, olabildiğince naziktir ve size canınızı acıtacak tek bir şey söyler. Yılların sevgisi ve arkadaşlığı bir anda yok olur. Söylediği tek bir şey önemli hale gelir, yıllardır yaptığı her şeyin üzerine çıkar. Onun tüm sevgisini, arkadaşlığını ve sizin için yaptığı fedakârlıkları unutursunuz. Sadece söylediği tek bir şeyi hatırlar ve intikam almak istersiniz. Zihnin çalışma yöntemi budur. Çok çirkin bir yöntemdir. Zihnin minnettarlığı yoktur. Zihni aşın, tüm acıları da aşacaksınız. Ve zihni aştıkça yaşamınız daha tatlı hale gelir, öyle ki bal kadar tatlı. Meditasyon tatlı, zihin acıdır. Zihinden meditasyona doğru geçin. Meditasyonun ne olduğunu anladığınızda, zihinsiz nasıl olunabileceğini öğrendiğinizde zihninizi kullanabilirsiniz, zihin sizi değil. İşte bu, mucizenin gerçekleştiği andır, isyanın gerçekleştiği, rayihanın serbest bırakıldığı andır.
Sayfa 222 - Omega Yayınevi·Kitabı okudu
Yansıma hiçbir şeydir, ancak düşünmek için güzel bir kelimedir. Kör adam ışık hakkında düşünür durur, belli sonuçlara ulaşır fakat o sonuçlar doğru olamaz. Doğru gibi görünseler de yanlıştırlar. Ayın gökte olması başka ve ayın göldeki yansıması başka bir şeydir. Bir tanesi vardır, diğeriyse sadece bir yansımadır. Göle atlarsanız ama ayı yakalayamaz, aksine yansımayı ortadan kaldırırsınız çünkü göle girmişsinizdir. Daha çok düşündüğünüzde zihninizde daha çok dalga ve halkacık yaratırsınız. Kör adamın yapması gereken ışığı düşünmek değil, gözlerini iyileştirmektir. Sağır adamın yapması gerekense müziği derinlemesine düşünmek değil, duymasını sağlayacak süreçlerden geçmektir.
Sayfa 222 - Omega Yayınevi·Kitabı okudu
Özgürlük, basit ve doğal şekliyle doğru ve yanlışı seçme kapasiteniz demektir. Ve işin tehlikeli yönü, korku sebebiyle yanlışı seçmenin her zaman daha kolay oluşudur. Yanlış, yokuş aşağı iner ve doğruysa yukarı doğru gider. Yokuş yukarı çıkmak zordur, zahmetlidir, daha yükseğe çıktıkça daha zahmetli bir hale gelir. Ama yokuş aşağı inmek çok kolaydır; hiçbir şey yapmazsınız, yerçekimi sizin yerinize her şeyi yapar. Bir dağın tepesinden aşağı doğru yuvarlanan bir taş gibisinizdir. Ama farkındalığınızı artırmak istiyorsanız, güzellikler dünyasını zenginleştirmek istiyorsanız, güven ve neşede en yüksek noktalara çıkmak istiyorsanız bu kesinlikle zordur... Özgürlük size basit olarak hayvanların düzeyine inme ya da meleklerin katına çıkma fırsatını verir. Özgürlük bir merdivendir: merdivenin bir tarafı cehenneme gider, diğer tarafı cennete dokunur. Aynı merdivendir ama seçim sizindir, yönü siz belirlersiniz. Seçme özgürlüğünüz vardır.
Sayfa 221 - Omega Yayınevi·Kitabı okudu
Yalnızlık
Bir kez yalnızlığınızın güzelliğini anladığınızda bu tek başınalık olur. O zaman artık boş değildir, hiçlik olmaktan çıkar. O zaman saflığı olur, o kadar saftır ki bir biçimi yoktur. Her zaman tek başına olmakla yalnızlık arasındaki farkın ayırdında olun. Yalnızlık bir yara gibidir. Yalnızlık bir başka insanı özlemeniz demektir. Yalnızlık öteki bir insanı devamlı düşündüğünüz, devamlı öteki bir insanın peşinden koştuğunuz anlamına gelir. Öteki; sizin hayalinizde, aklınızda, rüyalarınızdadır. Öteki, gerçek değildir, hayaldir ama oradadır ve gerçek olmadığı için de yalnız hissedersiniz. Tek başına olduğunuzu fark ettiğiniz zamansa öteki, zihninizden tamamen çıkar. Artık rüyalarınıza gölge düşürmez, saflığınıza daha fazla dokunmaz. Kendinizle mutlusunuzdur, kendinizle huzurlusunuzdur, kendinizden zevk alırsınız. Şimdi ilk kez olarak kendi varlığınızla ve varlığınızın dışındakiyle uyum içindesiniz. Bir bütünsünüz. Şimdi âşık olabilirsiniz. Şimdi sevgi akabilir. Ama artık sevgi bir paylaşım olacak, bir kaçış değil. Şimdi gidip varlığınızı ve elbette varlığınızın dışındakini paylaşabilirsiniz. Şimdi bütünlüğünüzü paylaşabilirsiniz. Şimdi sizin açıklığınızı algılamaya hazır olan herhangi birine izin verebilirsiniz. Şimdi sonsuz yolculukta bir çift olabilirsiniz. Bu sevgi, sahip olmaya yönelik değildir çünkü siz herhangi bir anda yalnız kalmaya hazırsınız. Aslında tek olmaktan mutlusunuz ama birlikte olmaktan da mutlusunuz. İkisi arasında bir seçim yapmanız gerekmez. İkisi de iyidir. Durum ne olursa olsun mutlu hissedersiniz. Mutluluğunuz artık yıkılamaz. Paylaşın, keyif alın ama yıkmayın.
Sayfa 219 - Omega Yayınevi·Kitabı okudu