Sonuçta, ortalama bir insan kendini güvensiz, yalnız,
bunalımlı hisseder ve bolluk içinde mutsuzluk çeker. Onun
için hayatın anlamı yoktur; hayatın anlamının sadece bir
"tüketici" olmaktan ibaret olamayacağının belli belirsiz
farkındadır. Eğer sistem ona, hayatta değerli olan her şeyi
giderek daha çok kaybettiğini unutmasını sağlayan, televizyondan
sakinleştiricilere kadar uzanan sayısız kaçış yolları
sunmasaydı, hayatın anlamsızlığına dayanamazdı.