"Kitaplığın girdiği yerden bilmezlik kaçar gider."bir Kitaplığın neyi değiştireceğini öğrenmek istemek insanlığın en büyük arzusu olmalıydı, bir Kitaplığa kavuşmak, o kitaplığın içindeki bilgi ağacına ulaşmak için köy köy uzun uzun yolculuk yapan gördüğü her insana kitap sevgisini aşılayan eşekli kutuphanecisi olmalıymış insanın,kitabın hikayesi mübadele yıllarında Ürgüp ten Yunanistan 'a göç eden buyukanne ve buyukbabasinin izini sürmek üzere turkiye ye gelen dimitrios katsikasın, Mustafa güzelgöz, namı diğer esekli kutuphaneci tanışmasıyla devam ediyor. Dimitrios ile Mustafa guzelgozun dostluğu başlamasıyla, kitabın gidişatı değişiyor, Mustafa guzelgozun "madem yurttaşlar kitapliga gelmiyor, ben yurttaşlara gitmeliyim , Ne yapıp edip kitapların okumasını sağlamalıyım "diyerek yollara düştüğünü, kuş uçmaz kervan geçmez yerlere eşeklerle kitap taşıdığını,köyler de kullanılmayan halk odalarına kütüphaneye çevirdiğini, kadınlarında kitap okuması için, dikiş makineleri ile desteklediğini, köylülerin ekonomik duzeylerin düzeltmek için koperaktifleri kurulmasından ön ayak olduğunu "bilmezliğin tarlasına bir küçük kültür fidanı diktim "anlayışıyla küçük büyük demeden herkese kitap sevgisini aşıladığını bunun herhangi bir maddi kazanç için yapmadığını sevgiyle anlatıyor. Dimitrios ise bu dinlediği guzel hikayeyi not defterine hızlı hızlı aktarıyor. Ama en çokta insanı özen böyle büyük bir ustanın(m.guzelgoz) değerinin bilinmemesi "Gönül dediğin bir sırça saraydır, bir kez kırıldı mı yapılmaz artık " (#no103) emekliliğe zorlanırken kimsenin dönüpte bizde hakkın çok dememesi, bizi bırakma diyememesi belkide hayatı boyunca o kadar çalışmış bir insanı, o kadar gönül olarak yormamıştir . Bu hikayede en çokta beni etkileyen ne olursa olsun bulutların açtığı zaman güneşi