Öncelikle bu yazıyı okumadan önce, incelememin kitaba dair bir takım spoiler barındırdığını bildirmek istiyorum.
Martin. Gerçekten ilginç bir karakter. Kitapta onu okurken, bir çok farklı psikolojiye girdim. Kitabı okurken bir kaç defa RS dönemine girdim dolayısıyla okumam geniş bir zamana ve farklı bakış açılarına yayıldı.
Kitabın başında Morse malikanesinde Martin bir tablo farkediyor. Uzaktan baktığın da muazzam ve harika bir güzellik görüyor. Bu güzelliğe yaklaştıkça tablonun detayları artıyor ve yavaş yavaş güzellik yerini çirkinliğe bırakıyor.
Daha okuduğum ilk anda not aldım burayı. Zira bu kısmın geleceğe dair bir ipucu vereceğini anlamıştım. Kitabı okudukça yanılmadığımı anladım.
İlk başta bu ipucunun Ruth ve Ruth'un hayatına dair olduğunu düşünmüştüm. Fakat kitabı bitirince böyle olmadığını anladım.
Martin hayata inanılmaz bir tutkuyla bakıyor. Çevresinde ve içinde güzellikler dolanıyor. (Uzaktan)
Sonra bu güzellikleri yazıya aktarmak isteyip yazar oluyor. (Yakından)
Bu süreçte birçok zorluk çekiyor. Fakat birden tüm zorluklar bitiyor ve kendini güzellikleri sorgularken buluyor. (İçinden)
Bu süreçte ilginç bir ruh haline bürünen Martin için sonunda eskiden onu cezbeden tüm güzelliklerin bir anlamı kalmıyor ve girdiği korkunç bir boşluktan kurtulmanın anahtarını eline alıyor. Üstelik bu anahtarı ona veren, eskiden taptığı Ruth'un aşağıladığı Swinburn tarafından veriliyor.
Ölüm.
Kısacası Martin hayatını benim gördüğüm kadarıyla 4 evrede geçiriyor. Güzellikleri gördüğü aşama olan "Uzaktan", güzellikleri yaşamak istediği "Yakından", güzellikleri yaşayıp sorgulamaya başladığı "İçinden" ve sonda güzelliklerin Martinde anlamını yitirip onu ölüme götüren "Dışından" evresi.
Ben bu evreleri psikolojimin farklı evrelerinde okuma fırsatına sahip oldum. Ve