Mustafa Koz

Mustafa Koz
@Mustafa_05
Selçuk Üniversitesi
Konya
Konya/Meram
11 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı
Toplam olarak köylük bölgelerdeki nüfusun %70'ini meydana getiren bu büyük yoksul köylü kitlesi, köylü birliklerinin belkemiğini oluşturmaktadır; bu yoksul köylüler, feodal güçleri yıkma mücadelesinin öncüleri ve uzun yıllar boyunca başarılamamış büyük bir devrimci görevi gerçekleştiren kahramanlardır. Yoksul köylü sınıfı eşrafın deyimi ile ayak takımı olmadan, köylük bölgelerde bugünkü devrimci ortamı yaratmak ya da mahalli zorbaları ve mütegallibeyi yıkmak ve demokratik devrimi tamamlamak imkansız olurdu.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yoksul köylüler, her zaman, köylük bölgelerde verilen çetin mücadelenin esas gücünü meydana getirmişlerdir. Hem yeraltı çalışması, hem de açık faaliyet döneminde militanca mücadele etmişlerdir. - - - - Yoksul köylülerin kaybetmekten korkacakları hiçbir şeylerinin olmadığı doğrudur. Çoğunun gerçekten de ne başlarını sokacak bir evleri, ne de ekecek bir karış toprakları vardır. Gerçekten de onları köylü birliklerine katılmaktan alıkoyacak ne olabilir ki? Çangşa iliyle ilgili araştırmalara göre, köylük bölgelerdeki nüfusun yüzde yetmişini yoksul köylüler, yüzde yirmisini orta köylüler, yüzde onunu ise toprak ağaları ve yoksul köylüler oluşturmaktadır. Nüfusun yüzde yetmişini meydana getiren yoksul köylüler de kendi içlerinde iki bölüme ayrılabilirler: İyice yoksul olanlar, köylük bölge nüfusunun yüzde yirmisini oluşturmakta olup tamamen mülksüzleşmişlerdir, yani ne toprakları ne de paraları vardır, geçim araçlarından tamamen yoksunlardır. Bulundukları yeri bırakıp, paralı askerlik, ücretli işçilik ya da gezici dilencilik yapmaktadırlar.
Bir yanlışı düzeltebilmek için sınırı aşmak gerekir, yoksa yanlış düzeltilemez. Köylülerin fazla ileri gittiğini söyleyenler ilk bakışta daha önce bahsettiğimiz "çok kötü" diyenlerden farklı görünüyorsa da aslında bunlar da aynı bakış açısından hareket etmektedir. Aynı şekilde toprak ağalarının sınıf çıkarlarını savunan teorileri dile getirmektedirler. Köylü hareketinin yükselmesini engellediği ve devrimi sekteye uğrattığı için bu teoriye karşı çıkmalıyız.
İkincisi, devrim yapmak, ziyafet vermeye, yazı yazmaya, resim yapmaya ya da nakış işlemeye benzemez; o kadar zarif, o kadar sakin ve yumuşak, o kadar ılımlı, kibar, uysal, ölçülü ve alicenap olamaz. Devrim bir ayaklanmadır, bir sınıfın başka bir sınıfı devirdiği bir şiddet hareketidir. Bir köylü devrimi ise, köylülüğün toprak ağaları sınıfının iktidarını yıktığı bir devrimdir. Köylülerin en büyük kuvveti kullanmadan, toprak ağalarının binlerce yıldır süregelen derin köklerini yıkmaları imkansızdır. Köylük bölgelerin muazzam bir devrimci atılıma ihtiyacı vardır; çönkü ancak böyle bir atılım milyonlarca insanı harekete geçirip onları bir güç haline getirebilir.
Çünkü bugünkü dünya şartlarında iki büyük güç yani devrim ile karşıt devrim nihai bir mücadeleye girişmişlerdir. Her iki tarafta da büyük birar bayrak dalgalanmaktadır: Bunlardan birisi üçüncü enternasyonalin dalgalandırdığı ve dünyanın bütün ezilen sınıfları etrafında toplandığı devrimin kızıl bayrağı, diğeri ise Milletler cemiyetinin dalgalandırdığı ve dünyanın bütün karşıt devrimcilerinin etrafında toplandığı Karşıt devrimin beyaz bayrağıdır. Ara sınıflar, bir kısmının sola dönerek devrime katılması, bir kısmının ise sağa dönerek karşı devrime katılmasıyla, hızla parçalanmaya mahkumdurlar; bağımsız kalabilmeleri imkansızdır.