Mustafa Koz

Mustafa Koz
@Mustafa_05
Selçuk Üniversitesi
Konya
Konya/Meram
11 okur puanı
Ekim 2021 tarihinde katıldı

Mustafa Koz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·168 syf.·
2022 2. kitabı
George Thomson
8/10 · 25 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Düşman yaklaştığında, savaşma azminden yoksun bazı üyeler uzak tepelere çekilerek saklandılar ve buna "pusuya yatma" adını taktılar. Diğer bazı üyeler ise, çok aktif olmakla birlikte, gözü kara eylemlere giriştiler. Her iki davranışta, küçük burjuva ideolojisinin bir ifadesiydi. Üyelerin, uzun süre, mücadele içinde çelikleşmeleri ve Parti içi eğitimden geçmeleri sonucunda, bu gibi şeyler daha az görülmeye başlanmıştır. Aynı küçük burjuva ideolojisi geçen sene Kızıl Ordu da mevcuttu. Düşman yaklaştığında ya pervasızca savaşa atılmak, ya da vaktinden önce geri çekilmek öneriliyordu. Çoğu kez, aynı kişinin, girişeceğimiz askeri eylemler konusunda yaptığımız tartışmaların gelişmesi içinde her iki fikri de ileri sürdüğü görülmekteydi. Bu oportünist ideoloji, uzun süreli bir parti içi mücadele, pervasızca giriştiğimiz savaşlarda verdiğimiz kayıplar ve vaktinden önce çekilirken uğradığımız yenilgiler gibi yaşanılan olaylardan çıkartılan dersler sayesinde giderek düzeltilmiştir.
Keyfinin istediği gibi emir verme şeklindeki kötü, feodal alışkanlığın halkın ve hatta sıradan Parti üyelerinin bilinçlerinde o kadar derin kökleri vardır ki, bunun bir anda silinip atılması olanaksızdır; bu yeni bir mesele ortaya çıkınca işin kolayına kaçılmasına, demokratik sistemin getirdiği zahmetlerden hoşlanılmamasına yol açmaktadır. Demokratik merkeziyetçilik, ancak bu ilkenin yararı devrimci mücadele içinde ispat edilirse ve kitleler, bunun kuvvetini seferber ederse kitle örgütlerinde yaygın bir biçimde uygulanabilir. Biz daha önceki hataları giderek düzeltmek amacıyla, bütün kademelerdeki meclisler için, bunların iç işleyişlerine ilişkin ayrıntılı bir kanun hazırlamaktayız.
Her tarafta, il, ilçe ve kasaba düzeyinde halkın siyasi iktidarı kurulmuştur; ancak bu daha çok lafta kalmış, fiilen gerçekleştirilememiştir. Birçok yerde, işçi, köylü ve asker temsilcileri meclisi yoktur. Kasaba, İlçe ve hatta il hükümetlerinin yürütme komiteleri hep aynı şekilde gelişigüzel yapılan kitle toplantılarında seçilmişlerdir. Fakat belli bir andaki ihtiyaçların sıkıştırmasıyla hazırlıksız düzenlenen kitle toplantılarında, ne sorunlar tartışılabilir, ne de bunların kitlelerin siyasi eğitimine bir faydası dokunur. Üstelik bu gibi toplantılar, aydınların ve mevki düşkünlerinin çeşitli manevralar çevirmelerine fazlasıyla uygun bir ortam yaratır.
Düşman kuvvetlerine yönelttiğimiz propaganda da en etkili yöntem, esir alınan askerlerin serbest bırakılması ve yaralıların iyileştirilmesidir. Düşman kuvvetlerinden esir aldığımız asker ve takım yöneticileriyle, bölük ve takım komutanları arasında hemen propagandaya başlıyoruz; esirler, kalmak ve gitmek isteyenler, yol paraları da verilerek serbest bırakılıyorlar. Bu davranışımız, düşmanın "Komünist haydutlar her gördüklerini derhal öldürürler" şeklindeki iftirasını bir anda yerle bir etmektedir.