Değerli okuyucu dünya hayatının sıkıntılarını hep beraber bir kenara atıp tefekkür edelim.Ne ile meşgulüz? Şuan bulunduğumuz durum , istediğimiz bir durumu veya yaptığımız iş severek yaptığığımız iş mi ? Ne yazık ki bir çoğumuz insanların yadırgamasından dolayı hayatımıza yön veriyoruz. Kendi has irademizle çok az iş yapıyoruz dur. Mutluluk kavramını en çok başkalarını razı etmekte aradık nedense. Peki bunun sonucunda büyük bir hüsran elde etmedik mi ? Nice insanlar kalabalıklar içinde mutluluk maskesi takmıştır. Lakin maskenin ardında nice elem ve nice düşünceler vardır. Ne yazık ki insan nefsini tok ruhunu aç bırakmıştır. Nefsin ihtiyacı olduğu gibi ruhunda ihtiyaçları vardır. Nefsin ihtiyacı verilir isteği değil. Ruh her daim ihlasa kanaate ve imana muhtaçtır. Ruhun gıdası olmadığı vakit dünya hayatının insana her daim elemler çektireceği aşikârdır. Bizler kendimizi tanıyıp ruhu beslediğimiz vakit kainatın hikmetine ve var olmanın sebebine de ulaşırız. Çünkü bizlerin bu fanii de imtihanı kendimizi tanımak sonra da Rabbimizi tanımaktır. Kendisini tanımayan Rabbini tanıyamaz. Rabbini tanımayan ise bahtiyar olamaz. ""Onu hakikî tanımayan, sevmeyen, nihayetsiz şekavete, âlâma ve evhama mânen ve maddeten müptelâ olur." (20. Mektub)"..