Kalktı Eylül, içinden ne geliyorsa yazmaya ve içinden atmaya karar verdi:
İlk mi yağmurum?
İlk mi gökkuşağım?
Bakma elimde şemsiye olduğuna...
Aslında
Islanmaktan korkan ben değilim,
Kalbim.
Sevmekten deli gibi korkan, kalbim.
Ben, ben alışık değilim.
Böyle deli dolu sevmelere.
Tabularımı kırıp
Aşk denizinde, yelkenleri açmadan,
Yüzme bilmeden, gözü kara bir cesaretle yüzmelere.
Ben korkak bir kalbe değil
Sevmekten çoktan vazgeçmiş bir kalbe sahibim.
İşte bu yüzden her yağmurda,
Hem kendime hem kalbime bir şemsiye seçerim
Aşk; yağmurda bir görünüp bir kaybolan gökkuşağıdır benim için.
Artık,
Aşkı yaşamayı değil, uzaktan sevmeyi seçenlerdenim.
Affedersin.
Gün ışığıma...
Eylül satırlara, kendine itiraf edemediği duyguları yavaşça bırakıyordu, sanki komşu ziline basıp kaçan afacan bir çocukmuşçasına... Sonra yine, kendinden, kendine saklanıyordu...