"Birilerinin tam benim bir parçamı anladıklarını her gördüğümde, mutlaka yine beni anlamadıklarını bildiğim bir noktaya geliniyor... Anlayacak birini bulmak o kadar zor ki."
Patrick'in aklında mükemmeliyetçiler, aşırı gübrelenmiş ekinlere benziyordu. Gübre ilk uygulandığında ekinler kimyasalları çabucak özümser ve gelişimlerini hızlandırmak için kullanırlar. Fakat belli bir ölçüde büyüdükten sonra, ilave edilen gübre git gide daha az etki etmeye başlar. Dolayısıyla ekinleri tohum iken santimetrelerce büyüten gübre miktarı, hasada hazır olduklarında kıl kadar bile büyütmez. Bu miktar daha fazla büyüme sağlamak için arttırıldığında da ekinler zehirlenir ve solar. Böylece gübre, büyümeyi hızlandırmak yerine tam tersini yapar.
Patrick'in söylediği şey özünde insani çabaların tıpkı ekinlerin büyümesi gibi sonsuz olmadığıdır. O yüzden bir noktada, ötesine geçtiğinizde kendinizi mahvedeceğiniz bir eşik çizgisine varmadan ilerlemeye devam edemezsiniz. Eninde sonunda fazladan çabaların performansa katkısı sıfıra kadar iner. Eğer burada durmazsanız daha fazla çabalamanın performansı yükseltmeyeceğini fark etmezseniz, ek çabaların geri tepme yaptığı bir azalan verimler alanına girersiniz. Mükemmeliyetçilerin çok sık olarak kendilerini içinde buldukları alan da budur.