Bir karıncayı çekirge budunu taşırken görenler hayretle "Şu karıncaya da bakın," dediler, "bunca yükün altına nasıl da girmiş, kendi ağırlığının on katı fazlasını çekiyor!" Karınca onları işitince şöyle karşılık verdi:
"Yiğit olanlar yükünü himmet gücüyle, hamiyet bileğiyle kaldırırlar, vücut kuvveti veya cüsse büyüklüğüyle değil!.."
Kanadını alevlere yakan pervane muma şöyle dedi: "Behey divane, haydi ben aşığım, bana yanmak yaratır, peki sana ne oluyor, sen neden yanıyorsun?"
Mum hem yanıyor, hem cevap veriyordu. O sırada bağrından göz yaşları süzülüyor, başından dumanlar tütüyordu:
"Bal gibi tatlı sevgili bir yarim vardı, şimdi ondan ayrıyım, ya na- sul yanmayayım? A iddiacı pervane! Zannımca aşk senin için değil, benim içindir. Çünkü senin ne yanmaya sabrın, ne alevde durmaya kararın var. Kanadın azıcık yandı diye alevin önünden kaçıyorsun. Halbuki ben baştan ayağa yanasıya, eriyesiye, tükenesiye kadar sabrediyorum. O halde ey başımdaki ateşi görüp de kıskanan per- vane, gel bir de içimde yanan ateşi gör."