Sevmek kendini karşılıksız olarak adamak, sevgimizin sevilen kişide de sevgi oluşturacağı ümidini taşımak demektir. Sevgi bir inanç eylemidir.
İnancı az olanın sevgisi de azdır.
Öğüde, yataktan atmaya ve dövmeye rağmen kadın, erkeğin istediği noktaya gelmezse ne olacak? İslamcılar son çare olarak boşanmaya başvurulmasını söylerler. Allah’tan Hz. Muhammed’e vahyolunan bütün ayetlerde boşanmanın erkek tarafından gerçekleştirileceği belirtilir. Kadının bu konuda hiç bir inisiyatifi yok. Kuran, daha çok boşanma işlemini yerine getirecek olan erkeğin, bu boşanma sırasında nelere dikkat etmesi gerektiği üzerinde durur. Boşanmanın muhatabı da erkek.
Erkeğin evlenmedeki üstünlüklerinden birisi de diğer tek tanrılı dinlerden kadınlarla evlenebilmesi. Müslüman kadın ise Hristiyan veya Yahudi erkekle evlenemez. Bu tez şöyle savunulur: "Çünkü Müslüman bir kadın gayri müslimle evlenmekle İslami muhitten çıkıp gayri İslami bir muhite girmektedir. Burada, kadının dini ve İslami ananesi tehlikeyle karşı karşıyadır. Meydana gelecek çocukların da terbiyesi İslam’ dan uzak olacaktır. Bu durum İslam’ın yayılma siyasetine aykırıdır.
Hz. Muhammed’in kızları, torunu Islamcılarca göklere çıkarılan çok eşli evliliğin faydalarına inanmamışlar ve tek eşli evliliği büyük bir mücadele ile korumaya çalışmışlar. Eğer Peygamberin yakını olmasalar veya yoksul olsalardı, kocalarının yeni lezzetler tatmak isteğine belki de boyun eğmek zorunda kalacaklar ve diğer İslamcı kadınlar gibi üzerlerine kuma getirilmesine razı olacaklardı.