“Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir.”
Tolstoy/ Anna Karenina
Bugün çok ama çok etkisinde kaldığım, her kahramanın hikayesini derin derin düşündüğüm bir eser ile buradayım. Kitabın ismi her ne kadar Anna Karenina olsa da işlenen konu sadece onu kapsamıyor. Bu bir taraftan güzel bir taraftan da asıl kişinin hikayesini gölgede bırakan bir unsur gibi. Kararı siz okuyuculara bırakıyorum. Kitabın konusundan kısaca bahsedeceğim. Anna mutsuz evliliği olan güzeller güzeli bir kadındır. Evliliğini bir türlü yürütemiyordur. Öyle ki bir süre sonra oğlu da ona yabancı gelmeye başlamıştır, oğluna olan sevgisi de evliliğine katlanmasına yetmiyordur. Tren istasyonunda tesadüfen karşılaştığı Vronskiy ile evlilik dışı ilişki yaşamaya başlar.
Evet kitabın ana hikayesi yasak aşk ama diğer kahramanların yaşadıkları da yabana atılamaz. Nedense Anna’nın hikayesinden çok Levin’in kitap boyunca kendini bulma çabası beni daha da etkiledi. Özellikle kitabın sonlarında Levin’in sorguladıkları kesinlikle okumaya değerdi. Öte taraftan tabi ki de Anna’nın yaşadıklarında alınacak dersler vardı. Ben bu kitabın 20’li yaşlarda okunması taraftarıyım. Bu yaşlar evlilik kararı aldığımız yani hayatımızın kalanını şekillendirdiğimiz yaşlar. Dolayısıyla da ani olarak alacağımız ya da sırf başkalarını mutlu etmek için alacağımız kararların sonuçlarının ne kadar kötü olabileceğini görüyoruz. Anna’nın içten içe attığı yardım çığlıkları hala düşüncelerimde. Kadın mutsuz! Ani bir kararla, sonunu düşünmediği bir evlilik yapmış. Ne olması bekleniyordu ki? Bugün de bunu yaşayan milyonlarca kadın yok mu? Sadece ülkemizde değil dünyanın dört bir tarafında bu durumda olan o kadar çok kadın vardır ki. Tek kelimeyle üzücü bir durum.
Bir eleştiri de yapmak istiyorum. Yine de