Değerlerimizi savunmak zorunda değil miyiz? Size yanıtım şu: Değerlerinize önem veriyorsanız onları kesinlikle savunmayın! Onları bir zorunluluk bayrağı gibi sallayarak başkalarına yayamazsınız ve aptallığı azaltamazsınız.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dünyayı sizi isyan ettirdiği için değil, onu sevdiğiniz için -aynı zamanda olduğu gibi sevdiğiniz için- değiştirin, bu yol sizi tercihlerinizden alıkoymaz.
Kendinizi mümkün mertebe iyiliğin ve aklın saflarına yerleştirmek istiyorsanız iman gücünüzün yardımıyla bırakın aptallar konuşsun veya daha net ifade edeyim: Bırakın sevdikleriniz ve yakınlarınız istedikleri aptallıkları söylesinler. Çünkü onları eğlencesine değil de ciddi olarak ikna etmeye çalıştığınızda derhal karanlık tarafa geçersiniz. Hakikat, mantık veya başka şeyler yanınızda olsun olmasın, siz de kaygılarınızı başkalarının kafasına fırlatan aptallardan biri olup çıkarsınız. Özellikle, üyelerini bir araya getiren (veya umutsuzca bir araya getirmeye çalışan) kan bağından başka hiçbir bağın önemli olmadığı aile yemeklerinde şu mucizevi sığırların sözlerine kızmak yerine onları takdir edin. Onları rahatlatmak için şikayetlerini her zaman dikkatlice dinleyin, ama onlara baktığınızda içlerindeki (bin kollu dansını yaparken gülümseyerek dünyayı yıkan) Tanrı Şiva'yı da fark edin. Çünkü dostlarım, aptallar savaşın kutsal havarileridir.
Ve savaş yalnızca bir rezalet değildir. Onda bizi tam olarak dehşete düşüren şey -tıpkı bir kara delik gibi- içe patlayan nedensiz bir neşeyle ortaya çıkan kendinden geçme halidir.