Kübra

“.. Her zamanki utangaç hâliyle Matthew şöyle dedi; ‘İstedğin kadar konuşabilirsin. Benim için sorun değil.’ ‘Ah! Çok mutlu oldum. Sizinle iyi geçineceğimizi biliyorum artık. İstediği zaman konuşabilmek insanı çok rahatlatıyor. Çocuklar görülmeli ama duyulmamalı diye düşünülmemesi de öyle.. Bu sözü bana milyonlarca defa söylediler. Ayrıca, fikirlerin varsa, onları ifade etmek için büyük kelimeler kullanmalısın, öyle değil mi?’ dedi Ann-e..”
Reklam
“..Hayal kuracaksan, zamanına değecek şeyler üretmelisin çünkü. Çiçek ve erikle dolu şapkam, altın saatim, yumuşak eldivenlerim, güzel botlarım da varmış. Sonra hemen neşem yerine geldi. Adaya varana kadar yolculuğun tadını çıkardım..”
“.. Onlara dönüp avazım çıktığı kadar bağırmak istiyordum. ‘Ne bakıyorsunuz, biz ucube değiliz!’ Babam gözlerimi ondan kaçırdığımı gördü ve yüz ifademden hissettiklerimi anladı. ‘Duyan insanlara aldırma,’ diye bağırdı işaret diliyle. ‘Onlar aptal. Bilgisiz, cahiller. Biz işitme engellileri tanımıyorlar’..”
“..Karanlığı yaran her şimşekle birlikte gece, gündüze dönüşüyor, bunu şiddetli bir gök gürültüsü izliyordu. Su dolu bulutlar çarpışarak ayrılıyor, gökyüzünden aşağı sularını bırakıyor, yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu.... ..Babamın eline sarıldım ama o sakindi, şimdiye dek gördüğüm en siyah gökyüzüne bakıyordu. ‘Siyahın sesi nasıl bir şey?’ diye sordu..”
“.. ‘Senin, duyan bir bebek olarak bunu bilemeyeceğinden korkuyordum. İşitme engelli babanın seni nasıl sevdiğini bilemeyeceğinden korkuyorum.’ Sonra gülümsedi. ‘Annen Sarah ise endişeli değildi. O senin annen olduğunu söylüyordu. Bunu bileceğini, anlayacağını.. Ağzıyla konuşmasına gerek olmadığını.. Elleriyle konuşmasına gerek olmadığını..’ ..”
Reklam