Sevgili “Anchormen” @ferhatunlu_ yü tanıyor musunuz? Tanıştırayım; Kendisi yazar, gazeteci ve aynı zamanda TGRT Haber hafta sonu ana haberlerini jilet gibi takım elbisesiyle sunar ve asla “ıııı” “eeee” demez Bu kitabı aslında 2011 yılında “Kötü Roman” adıyla çıkmıştı. Kabil’in Torunu adıyla gözden geçirilmiş baskısıyla 2021 de tekrar yayımlandı.
@ferhatunlu_ nün kitaplarını okurken içinde bulunulan mekânın kokusunu, vapurdaki adamın buğulu cama çizdiği şekli, fırından gelen yeni pişmiş ekmek kokusunu, mezarlıktan geçerken ağaçların çıkardığı hışırtıları, etrafta yürüyen insanların içtiği sigaranın kokusunu dahi alırım, duyarım, hissederim ve görürüm. Öyle anlatır ki size, kitabın kapağını kapatınca olduğunuz yere ışınlandığınızı düşünürsünüz. Muazzamdır. Ama aynı zamanda ayak üstü, toplu taşımada veya bir bankta olunacak kitaplardan da asla değildir kitapları. Sakinlik ister, odaklanma ister, belki bir de sert kahve. Çünkü anlattıkları basit şeyler asla değil. Bazı kitapları okurum, hoş da vakit geçiririm, bir ay sonra hatırlamam ama onun kitapları öyle değildir işte. İlginç kurguları, enteresan ve derinlikli karakterleri ve kendisinin bilgi birikimiyle altını doldurduğu gerçek olaylarla bezediği Kabil’in Torunu, #habil ve #kabil in “Postmodern” versiyonu.
Kahramanımız Barbaros, hamile eşini uçak kazasında kaybediyor. Ruh sağlığı bozuluyor. Belki de eşinin varlığıyla baskılanan gerçek kimliğini, eşini kaybettiğinde buluyor, bilinmez. Bir otobüs yolculuğuna çıkıyor ve şoförü kafasından vurarak. devrilen otobüsle kendinin de ölmesini umuyor. Ama bu düşüncesinden vazgeçip otobüsten iniyor. Sonrasında ise “keşke otobüste ölseydi” diyeceğimiz terör eylemleri planlıyor. Uyguluyor da… Çünkü Türkiye’nin değişmesi gerektiğini düşünüyor. Elbette polis ve istihbarat
Yıllardır kütüphanemde duran, sayfaları kopmak üzere olan bu kitabı okumayı hep erteledim. Ne büyük kayıp. Daha önce okumuş olsaydım dilimize çevrilmiş diğer kitaplarını da şimdiye kadar okumuş olurdum. Zira zaman kısa, okunacak kitap çok.
“Kimsesiz olan ve bir bakımevinde büyüyen yazar #michaelmorley , kendisi gibi kimsesiz kalan ve bakımevinde büyüyen bir kahraman yaratmış” yazacağımı zannettiniz ama hayır. Psikopat bir katili kendi yaşamıyla özdeşleştirmiş. Aslında mantıklı. Ben de yazarken hep yapmak istediklerimi yazıyorum. Belli ki onun da içinde karanlık taraflar var. Zaten olmasa böyle rahatsız edici öldürme şekilleri yazamaz insan. Gelelim asıl kahramana; Jack King’e.
Kendisi üç sene önce FBI’daki işinden ayrılmış. Çünkü yakalayamadığı son katil; Black River Katili yüzünden tükenmişlik sendromu yaşıyor. Eşi ve oğluyla Toscana’nın çayırlarında otel işletmeye başlıyor. Ama bu çok zeki, sabırlı ve titiz katil Jack olmadan oyun oynamak istemiyor. Çünkü Jack’ten sorması gereken bir hesabı var. Onu oyuna geri almak için inanılmaz planlar yapıyor ve hem FBI hem de İtalya polisi bu yemleri yutuyor. Jack’ten yardım istendiğinde yardımı kabul eden Jack’in oyuna geri dönmesiyle katil de oyununa başlıyor. Ama bu oyun çok kanlı ve ucunda yitirilebilecek çok fazla hayat var.
Kısa kısa yazılmış bölümleri, bol diyaloglu yazımı, azalmayan ritmi ve beni çok tatmin eden kurgusuyla #örümcek son zamanlarda okuduğum en iyi çeviri polisiye/ gerilim kitabıydı.
@altinkitaplar #michaelmorley #örümcek #polisiye #polisiyeokuyankadınlar #polisiyeedebiyat #iyipolisiyeiyiedebiyattır #polisiyeroman #polisiyekitaplar #kitap #book #kitapokumak #okudumbitti #okudumokuyorum #kitapkurdu #kitaptavsiyesi #kitapsevgisi #booklover #bookworm #booknerd #bookstagram #bookblogger
ÖrümcekMichael Morley · Altın Kitaplar · 200898 okunma