Ahid
Hücum ettiğinde göz kapaklarına yorgunluklar,
Kader, gayretine meftun olur da kapanmazdı.
Hak önünde eğilen boynun,
Rükûdan başka hiçbir eğilişi tanımazdı.
Yollar dizlerinin dermanını alırdı,
Ama adımların durmak bilmezdi.
Secdeyle nurlanan alnın,
Heybet üstüne heybet kuşanırdı.
Karşında titrerken düşman,
Korktuğu ezelî vakarındı.
Tutulan ellerin,
Bir dağın eteklerinde verilen sözü hatırlatırdı;
Azın çokluğa karşı durduğu,
Dönüşün değil adanmışlığın seçildiği o anı.
Temsil ettiğin şanı yüce davada
Can da, canan da
Bir emanet gibi sunulurdu.
Ve o söz,
Bir lahza olsun çözülmezdi.