Mehpare İpek Alar

Mehpare İpek Alar
@Myceza
Evli, üç çocuk annesi ve bir babaanne.. Edebiyata aşık bir ilahiyatçı
Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi
6 okur puanı
Temmuz 2023 tarihinde katıldı
Su Kasidesi
Dest-bûsu arzusuyla ger ölsem dostlar Kûze eylen toprağım sunun anında yâra su Fuzûli
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kadın
Kadın… yeryüzüne indirilen merhametin en ince harfi, sabrın en derin nefesidir. Bazen Gazze’de yıkılmış duvarların arasında yavrusunu bağrına basıp göğe açılan bir dua olur. Bazen yurdunu ardında bırakmış Iraklı, Suriyeli bir mülteci kadının sabrında görünür. Bazen de dinini yaşadığı için baskı gören Türkmenistanlı bir kadının kalbinde saklı bir direniştir. Kadın bazen çölde yürüyen bir tevekküldür; yavrusunun susuzluğu için Safa ile Merve arasında umutla koşan Hz. Hacer’in ayak izleridir. O adımlar ki çaresizliğin değil, Allah’a teslimiyetin yürüyüşüdür. Bazen sarayların içinde bile zulme baş eğmeyen bir imandır; Firavun’un gölgesinde kalbi Allah’a sığınan Hz. Asiye’nin duasıdır. Bir sarayın içinde ama kalbi gökyüzüne açılan bir kulun duası… Bazen Allah aşkıyla yanan bir gönüldür; dünyanın bütün bağlarını çözerek yalnız Rabbine yönelen Rabiatül Adeviyye’nin gözyaşı gibi. Bazen iman uğruna direnişin adıdır; zulme karşı dimdik duran Hz. Sümeyye’nin sabrı, Uhud’da Resûlullah’ı koruyan Hz. Nesibe’nin cesareti… Ve bu yolun en nurlu menzili Resûlullah’ın hanesinde yetişen o mübarek kadınlardır; sadakatiyle bir davayı omuzlayan Hz. Hatice, ilmiyle ümmete ışık olan Hz. Aişe… Ve onların arasında bir nur gibi parlayan Hz. Fatıma… O, bir peygamber kızının vakarını, bir eşin sadakatini ve bir annenin merhametini aynı kalpte taşıyan zarif bir ruhtu. Evinde dünya yoktu ama kalbinde cennet kokusu vardı; nasır tutmuş elleri sabrın en güzel dersiydi. Babası onu gördüğünde ayağa kalkar ve “Fatıma benim kalbimin bir parçasıdır” buyururdu. O, dünyanın ihtişamını değil Allah’a yakın olmanın huzurunu seçti; sessizliğiyle konuşan, sadeliğiyle öğreten bir hayat sürdü. Ve benim dünyamda da sessiz bir ibadet bahçesi gibi duran bir kadın var: annem… Ömrünü kullukla süsleyen, seccadesiyle dost,
11.11.2025
Çocukken rüyamda çatılardan çatılara atlardım. Kocamandı adımlarım… Uçmak mıydı bilmiyorum ama öyle hafif, öyle özgürdüm ki. Sanki dizlerim yoktu da kanatlarım vardı. Bulutların üzerinde süzülür gibi… Yıllar sonra Mekke-i Mükerreme’de, Harem’de Kur’ân okuyup namaz kıldığım yerden Kâbe-i Muazzama’nın bulunduğu avluya doğru attığım her adımda aynı hissi yaşadım. Yine kocaman adımlar… Yine kanatlarım varmış gibi… Bugün ise iftarı birlikte açalım niyetiyle gittiğimiz şehidimizin evinde, onun için hazırlanmış odaya adım attığımda kalbim yine o hâle büründü. O oda bu âlemden öteydi. Bu âlemden yüceydi. Uğruna canlar feda edilen bayrağım yatağına örtü olmuştu. Bakmaya kıyılmaz sureti çerçevelenmiş..Ona ait her eşya; gelinin çeyizi sergilenir gibi, müstesna bir vitrinin en nadide parçaları gibi itinayla yerleştirilmişti. Su içtiği matarasından inci dizer gibi yazdığı not defterine, en sevdiği tişörtünden ayakkabılarına kadar… Hayatta ona hizmet etme şerefine nail olmuş eşyalar vakur.. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı kıymetli saatlerdi… Ramazan’ın mübarekliği, şehidimizin mübarekliğiyle birbirine karıştı. Rabbim onu Peygamber Efendimize komşu eylesin. Bizlere de şefaatini nasip etsin. Başta anne ve babası olmak üzere tüm sevenlerine sabr-ı cemîl, ecr-i cezîl ihsan eylesin.🇹🇷❤️‍🩹🥀
Tasavvufî tedrîsatta kesret-i nasihatten ziyade kıllet-i tembih esas alınır. Zira maksat, çok şey öğretmekten önce kalbi terbiye etmektir. Bu sebeple mürşidler, talibe her meseleyi bir anda yüklemekten kaçınmış; az fakat devamlı tembihleri, çok fakat dağınık öğütlere tercih etmişlerdir. Tasavvuf yolunda önceler (evleviyet) büyük önem taşır. Niyetin tashihi, edebin ikamesi, istikrar ve ihlâs gibi usûl meseleleri yerleşmeden füruata girilmesi, çoğu zaman faydadan ziyade zarar doğurur. Bu sebeple tedrîsat, talibin hâline ve seyrine göre tedricî olarak yürütülür. Hülâsa, tasavvufî eğitimde az söz derin tesir, çok söz ise çoğu zaman zayıf hâl doğurur. Bugün ise yerinde ve ölçülü ikazın yerini kesret almış, usûl incinmiştir. Bu hâlin vukuu karşısında, eksiklik ve kusurumun bağışlanmasını niyaz ederim.
Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı
Dua, yerinde duran bir temennî değil; yönünü bulan bir hâl ister. Dijital çağda anne–çocuk ilişkisini ve ahlâkî değerleri yeniden diri tutma sorumluluğuyla birlikte hareket etmeliyiz.Ve biliyoruz ki bu yol sözle değil, hâl ile yürünür. Dua, oturanın değil; hâl ile yönelenindir. Niyet, kalpte uyanınca gayret olur, gayret bedene düşünce emek diye anılır. Anne, evin kalbidir; çocuk ise o kalpte atılan ahlâkın sesidir. Dijital dünyanın gürültüsü içinde bu sesi korumak, bilinçli bir gayret ve süreklilik isteyen bir emek ister. Kul adımını atar; tevfik Allah’tandır. Biz yürürüz, yol açılır. Biz gayret ederiz, dua karşılık bulur. Anladım ki: Dua gayrete meyyâldir, gayret emeğe müptelâ. Ve Hak, kapısına yöneleni boş çevirmez.
Dinî-Tasavvufî Türk Edebiyatı