Upuzun bir sinema filminden sonra koltuğa yapışıp kalmak gibi bir his…
Baştan uyarmam gerekiyor ki bu inceleme bol spoiler içeriyor olacak. Ayn Rand` tan daha önce Hayatın Kaynağını okumuştum ve uzun süre etkisinden çıkamamıştım. Kitabı incelerken iki kitabın karşılaştırmasına da ara ara yer vermek istiyorum.
Bu kitap benim gözümde bir başyapıt. 1200 sayfa. Kitabın yarısından fazlasının altını çizdim sanırım. Sonlarına doğru bitmesin diye okuma hızımı yavaşlattım. Kitabın kalınlığı gözünüzü korkutmasın . Çok akıcı ve hiç sıkmayan bir öyküsü var. İçinde aşk, mücadele, felsefe, heyecan, savaş, sen ben hepimiz varız. Kitabın yazılmasınının üstünden yıllar geçmiş olmasına rağmen sanki günümüzü anlatıyordu. Çağının çok ötesine seslenmeyi başaran bir kitap.
Başlamadan önce şunu eklemek istiyorum. Bu yazıyı okurken Keith Thomas`tan „ Catch me if you can“ isimli müzik eserini dinlemenizi tavsiye ediyorum. Bana kitabın ruhuna ait bir parcaymış hissiyatı verdi.
Ayn Rand kitaplarında göze çarpan belli başlıklar var. Dikkatimi çekenler iş hayatında başarılı, tuttuğunu koparan, kitaptaki çoğu erkeğin aşık olduğu, hırslı , güzel baş kadın karakter. Ardından zengin, yakışıklı, kimseye eyvallahı olmayan, kadınına deli gibi aşık, güven veren, sek nerdeyse mükemmel baş erkek karakter/ler. Ve sonra kitapta cok ayrıntılı bilgilerin yer aldığı bir ya da bir kaç sektör. Bu kitapta yazar demiryolu ve madencilikle ilgili okuyucuya çok detaylı bilgiler veriyor satır aralarında. Hayatın Kaynağı kitabında da ayrıntılı bir şekilde mimarlıktan bahsediliyordu. Ve tabiki Ayn Rand kitaplarının olmazsa olmazı „ Felsefe.“ Karakterler tamamen siyah ya da tamamen beyaz değil gri. Bu da kişinin en kötü karakterde bile kendisine dair izler bulmasına yol açıyor.
Şimdi bundan sonrasında benim