Kısacası, odada korkunç bir düzensizlik vardı. İlk bakışta, erkeğin de, kadının da düzgün, ama yoksulluğun küçülttüğü insanlar olduklar olduklarını hemen anlamıştım. Bu öyle bir yoksulluktur ki, onunla mücadeleye her kalkışıldığında sonunda düzensizlik üste çıkar, hatta insanlar artık onunla mücadele kuruluşu düzensizlikte bulur, bu düzensizlikten de her gün biraz daha artan acılı, intikam duygusu dolu bir haz duymaya başlarlar.
Aradan bir dakika geçtikten sonra biraz hüzünlü, "Ne tuhaf! Ne tuhaf!" diye geçirdi içinden. Güçlü sevinç dakikalarında hep bir hüzün çökerdi içine, bunun neden böyle olduğunu kendi de bilmezdi. Dikkatle çevresine bakındı, oraya nasıl geldiğine şaşırdı. Çok yorulmuştu, gidip banka oturdu. Çevre çok sessizdi. İstasyonda orkestra susmuştu. Parkta da belki kimsecikler yoktu. Kuşku yok, saat en azından on bir buçuk olmuştu. Sakin, ılık, berrak bir haziran başları Petersburg gecesiydi. Ama sık ağaçlı, gölgeli park, parkın iki yanı ağaçlı yolları neredeyse karanlıktı.