"Eğitim faaliyeti, verimin artması için ekinlerin arasından yabancı otları ve dikenleri temizleyen çiftçinin durumudur. Çiftçi ekinini tavsiye edilen talimata ne kadar uygun yapar ve ne denli özen gösterirse, ekini de o kadar güzel ve gürbüz olur."
Yaptığımız bir diğer yanlış da nasıl bir çocuk yetiştirmek sorusura müspet cevaplar verdiğimiz halde menfi uygulamalarla bu sonuca ulaşmaya çalışmamızdır.
Yapılan araştırmaya göre bir insana yetişkin oluncaya kadar yaklaşık 85 bin defa "yapamazsın, senden beklemiyorum, dur ben yapıvereyim, beceriksiz, yapamayacağını biliyordum zaten" türünden olumsuz ve özgüven kırıcı sözler söylenmekte buna mukabil aynı insana sadece 5 bin defa “sen harikasın, sen bitanesin, sen çok başarılısın, sen yapabilirsin, aferin” gibi cesaretlendirici ve özgüven oluşturmaya yönelik sözler söylenmekteymiş.
Araştırmayı yapan kişi şu cümlelerle makalesini bitiriyor; “halbuki kültürümüzde, bir insana kırk defa deli dersen deli olur diye bir söz vardır, ya 85 bin defa denirse acaba n’olur?.”
Ağlama; insanlar için bebekliğinden bil-itibar yaşadığı her anda güç yetiremediği talepleri, her şeye gücü yeten makama bir arzuhalidir. Nice şefkat ve merhamet kapıları ancak ağlamakla açılır. Bebeğin ağlaması bazen kendi hayat belirtisi, bazen evin neşesi, ba zen Rabbi'sinden talebi ve bilhassa anne babası için istiğfardır.
Biz büyüklerin de küçük evlatlarımız gibi Rabbimizden ağlayarak niyazda bulunmak temennisiyle…