Bilen ya da bilmek isteyen için ‘Doğanın verili bir manası’ yoktur. Genetik aktarımıyla gelen bilgiyle yetinmeyen, bilgiyi kendine yakıştıran insan için doğa ve yaşam, mitolojik bir yeniden anlamlandırma sürecine dönüşmüştür.
Onun cennetten kovulmasına neden olan şey de budur zaten: Blinmezleri bilinir kılan ağacın meyvesinden yemek. Gaybı yalnızca ilahlar bilir. Bilmenin öznesi olan insanın bunu yemesindeki amaç da aynıdır: İlah olmak.
Çünkü ölümlü bedene karşı ölümsüz öyküler icat etmek göbek bağında düğümlenen sızıyı biraz olsun hafifletir. Yalnız olmadığını bu öyküler sayesinde hisseder insan.
Bedeninde ölümlü olmak nedeniyle gördüğü tatminsizlik, zamana karşı geçicilik, ontolojik karın ağrıları onun anlamı dışarıda aramasına yol açmıştır. Var olanın ihtiyaç duyduğu anlamı var olmayandan, gaipten alması bu yüzdendir