Puslu kırık aynalarda
Yüzümü ararken,
Sesin tutsun ellerimden.
Çok uzak mesafelerden bana gülümse
Ben gerisini kalan ömrümle tamamlarım
Yeter ki bana “hoş geldin” de
Sana yepyeni bir dünya kurarım
O cümlelerden
Bir çocuğun rüyası gibi masum
Bir sevda suskunluğu kadar derin
Açılınca
Bir kitap arasında kokan çiçekler gibi
Sensizliğim bir anlam bulur
Yeter ki bana “ hoş geldin” de
Bir kentin kalabalığında
Omuzuma dokun usulca
Adımı anmasan da olur
Duvarlar çiçek açar içimde
Yıkıntılardan saraylar kurarım
Bin bir renge boyarım gökyüzünü
Yeter ki bana “ hoş geldin “ de
Bırak inadı ve gururu bir kenara
Geçmişini
Yaralarını
Kırılganlığını
Parçalanmışlığını
Kuşan bütün uzaklığını ve yalnızlığını
Bir Akşam üstü ortak ol soframa
At sırtından dünyanın yükünü
Ört üzerime göğünü
Yıldızları dök saçlarıma
Kalan ömrümü dizlerine yaslayayım
Bizi biz yapan o sıcak sesinle
Yeter ki bana “ hoş geldin “ de