Estetik yaklaşımımız, ruhsal doyumumuz için bir anlam taşımazlar. Alın bizdeki evlilikleri... Kocaların duyguları kitap tozlarıyla kaplanmış, içlerini kemiren kuşku kurtlarıyla yenip bitirilmiştir. Bir de kıskançlıklarımızla gösteriş yapmaya kalkarız...
Nedense bir adamı tanımlamakta tuhaf bir aceleciliğimiz vardır, yanımıza sokulan birine şöyle ya da böyle bir sıfat yakıştırmaya can atarız. Bu ivecenliğiğmizin sonu çoğu kez ne olur bilir misiniz? Yeni tanıdığımız birinin karakter inceliklerini göremez, belki de bile bile gözden kaçırırız. Çünkü ölçülerimizden hiçbirine sığmayan bu incelikler o insanı tanımamıza engel olmaya başlamıştır. Sık sık öyle durumlar olur ki, bir adamın kendine özgü karakter incelikleri dışarıdan farkedilmediği, görmezlikten gelindiği için o kişinin özgünlüğü olmaktan çıkar;bazı durumlarda da çevresindekilerin umursamazlığından etkilenen adam, başkalarına benzememekten korkarak karakterinin onlara uymayan yönlerini budamaya çalışır. Eğer bu karakter özellikleri fazlaca sivriyse adama karşı büsbütün düşmanca bir tavır takınılır. Kilise kapısında arkadaşlarından birkaç metelik fazla sadaka topladı diye bir dilenci de kıskanılıp horlanmaz mı?